![]() |
|
|||
|
Güneş ışını cilde zarar veriyor
Yaz aylarında deriyi etkileyen ultraviyole ışınlara karşı koruyucu tedbir alınmamasının, önemli hastalıklara neden olacağı bildirildi. -Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Teoman Erdem, yaz aylarında deriyi etkileyen en önemli faktörün güneş olduğunu belirterek, ultraviyole A ışınlarının deri yaşlanmasına ve ciltte lekelere, ultraviyole B ışınlarının ise güneş yanıklarına neden olduğunu ifade etti. -Güneş ışınlarının etkisinin yüksek kesimlerde yüzde 15-20 oranında arttığına işaret eden Prof. Dr. Erdem, şunları kaydetti: -''Rakım arttıkça güneş ışınlarının etkisi de buna paralel olarak artar. Bu nedenle sadece sahil kenarındaki vatandaşlarımız değil, yüksek yerleşim birimlerindeki vatandaşlar da güneş ışınlarına karşı dikkatli olmalıdır.'' -Prof. Dr. Erdem, güneşin ciltteki olumsuz etkilerini azaltmanın en önemli yolunun koruyucu krem kullanımı olduğunu, en az 15 faktör koruyucu kremlerin kullanılması, sıcaklara bağlı olarak ayak ve kasık terlemeleri nedeniyle mantar hastalığının görülmesinin önlenmesi için de açık ayakkabı, rahat giysiler ve pamuklu çorapların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. -Sık sık duş almanın da faydalı olduğunu bildiren Prof. Dr. Erdem, terleme nedeniyle deride oluşan atık dokuların uzaklaştırılması ve gözeneklerin açılmasında duş almanın önemli rol oynadığını kaydetti. -Prof. Dr. Erdem, yazın günde ortalama 2-3 litre su tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek, ''Su deriyi en iyi besleyen unsurdur. Derinin beslenmesi ve zararların yok edilmesinde su önemli etkendir'' dedi. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 15:00 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Yaz sıcaklarına dikkat
ERZURUM (İHA) - Yaz aylarında yüksek ısı ve nem artışının insan hayatını olumsuz yönde etkilediğini belirten uzmanlar, hızla artan hava sıcaklığına karşı, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Uzmanlar, aşırı ısı ve nemin özellikle yaşlı, hasta ve çocukları son derece olumsuz etkilendiğine, insanın ruh dengesini bozarak şiddet eğilimini körüklediğine dikkat çekti. Uzmanlara göre, kalp, şeker, astım, böbrek hastaları, alkolikler, sinir ilacı kullananlar, havalandırması kötü ve açık alanlarda kalanlar risk altında bulunuyor. Aşırı sıcak altında kalan kişilerde bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, yüz kızarması, bitkinlik, ateş yükselmesi, kas krampları, ciltte kuruluk, idrar azalması, nabızlarda artış, tansiyon düşmesi, aşırı terleme ve sıvı kaybının ortaya çıktığını kaydeden doktorlar, bu tür belirtiler ortaya çıkan hastaların derhal gölge ve serin bir yere alınarak başına ve vücuduna buz ya da ıslak bez konulması gerektiğini belirtiyor. Hastanın bilincinin yerinde olması durumunda bol sıvı verilmesi, daha ciddi durumlarda ise hastaneye kaldırılması gerektiği vurgulanıyor. Konuyla ilgili bilgi veren Erzurum İl Sağlık Müdürü Ali Daştan, aşırı sıcakların insanların fiziki yapılarının yanı sıra ruh sağlığını da önemli ölçüde etkilediğine dikkat çekti. Aşırı terleme, terlemeye bağlı tuz ve sıvı kaybının insanda bitkinliğe, baş ağrısı ve kas kramplarına yol açtığını ifade eden Daştan, beden sıcaklığını düzenleyen mekanizmanın bozulması durumunda da beden ısısının tehlikeli düzeye tırmanabileceğini vurguladı. Bunun güneş çarpmasıyla sonuçlanacağını belirten Daştan, özellikle çocukların bu durumdan daha çok etkilendiğini söyledi. Belirtilen tablonun daha da ağırlaşması durumunda saldırganlık vakalarının ortaya çıkabileceğine değinen Daştan, bu durumda doktor kontrolü gerekeceğini de sözlerine ekledi. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde uykusuzluk, sinirlilik, cinsel isteksizlik gibi şikayetlerle doktora başvuranların sayısında ciddi artışlar kaydedildiğini ifade eden Daştan, "Özellikle ruhsal problemi olan hastalarda doğanın canlanışının aksine intihar düşüncesi artar, depresyon nöbetleri fazlalaşır. Kaygı, huzursuzluk ve gerginlik hali de bu mevsimlerde sıklıkla görülen yakınmalardır. Sıcakların yoğun görüldüğü öğle saatlerinde dalgınlığa bağlı trafik kazaları, sokak kavgaları, ani ve nedensiz tartışmalar ve şiddet eğilimlerinin arttığı görülmüştür" şeklinde açıklamalarda bulundu. Uzmanlar, sıcaklara karşı alınması gereken tedbirleri ise şöyle sıralıyor: "Güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerde mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalı. Naylon, estetik ağırlıklı, koyu renkli giyecekler yerine açık renkli, pamuklu ve rahat giyecekler tercih edilmeli. Ani ısı değişikliğinden sakınılmalı. Ağır yağlı gıdalar ve alkol tüketiminden kaçınılmalı. Aşırı fiziksel aktivite gerektiren davranışlardan sakınılmalı. Kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konulması için sulu yiyecekler tercih edilmeli ve bol sıvı alınmalı. Stresli tartışmalı ortamlardan uzak durulmalı.Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 15:02 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Sıcak havada kapalı mekanlara
Gaziantep - Yaz aylarında, güneş çarpmalarının yanı sıra özellikle kapalı mekanlarda sıcak bitkinliğinin meydana gelebileceği ve bunun ciddi sonuçlara yol açtığı bildirildi. Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi İlk ve Acil Yardım Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Cuma Yıldırım, sıcak çarpması şikayetinin, yaz aylarında sıklıkla karşılaşılan ciddi sağlık problemlerinden biri olduğunu söyledi. Sıcak çarpmaları ya da sıcak bitkinliği şikayetinin daha çok, yaşlı, yatalak olan, evinden dışarı çıkmayan kişiler ile ayakkabı atölyesi, dikimevi gibi yerlerde çalışan, uzun süre cereyan olmayan sıcak ortamlarda kalan kişilerde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Yıldırım, bu durumun özellikle çalışan kişilerde dikkat eksikliğine yol açtığını bildirdi. ''Yaşanan dikkat eksikliği nedeniyle iş kazaları meydana gelebiliyor. Örneğin, bize makineye elini kaptırmış bir işçi getirildiğinde, kaldığı ortamı araştırdığımızda havasız bir ortamda çalıştığını ve bunun dikkatini dağıttığını tespit ediyoruz'' diyen Doç. Dr. Yıldırım, bu durumun trafik kazalarına da neden olabildiğini ifade etti. Pencereleri kapalı olan otomobilde araç kullanan şoförlerin, bir süre sonra sinirlendiğini ve kavga ettiğini ya da kazalara neden olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: ''Trafik kazası, darp ya da iş kazasından yaz aylarında gelen kişilerin, nasıl ortamlarda kaldıklarını sorduğumuzda genelde kapalı ve havasız mekanlarda olduklarını tespit ediyoruz. Bu çok ciddi iş kazaları ve trafik kazalarına ya da çeşitli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Sıcak bitkinliği, tencerenin içindeki haşlanmış sebze gibi bir durumu ortaya koyuyor. Yani insanlar 'buğulama' gibi olabiliyor. Bu tür ortamlar, ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Yaşlı, yatalak ve çocuklarda, kalp krizi, beyin kanaması, tansiyon sorunu, şeker hastalarında bayılma, böbrek hastalarında ciddi sıvı ve tuz kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle kapalı ortamların sık sık havalandırılması ve hava sirkülasyonunun sağlanması gerekir.'' Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 15:02 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Güneş lekelerini ihmal etmeyin
Ultraviyole ışınlara maruz kalınması sonrası gelişen küçük, koyu sarıdan kahverengiye değişen lekeler tarzında görülen cilt lezyonlarının, deri kanseri habercisi olabileceğine dikkat çekildi. Güneşin fotosentez, D vitamini oluşumunu sağlamak, ısı ve ışık yaymak, mikropları öldürmek ve insanlara psikolojik olarak olumlu etkilemek gibi sayısız yararı bulunduğunu belirten uzmanlar, ancak faydası kadar birçok zararının olduğunu da vurguladı. UVA ve UVB ışınlarını birçok kişinin ismen bildiğini, ancak bu ışınların özelliklerinin, birbirinden farkının ya da benzerliklerinin pek bilinmediğini belirten uzmanlar, ultraviyole A ışınlarının yeryüzüne ulaşan ancak ozon tabakasında süzülmeyen ışınlar arasında yer aldığını, bu nedenle güneş ışığı içinde UVB'ye göre bin kat daha yoğun olarak bulunduğunu söyledi. Bulutlardan ve camdan geçme özelliğine sahip olan bu ışınların, derinin alt tabakasına etki ettikleri için, bronzlaşma geliştirdiği, ultraviyole B ışınlarının ise yeryüzüne ulaşarak güneş yanığına veya kızarmaya neden olduğu belirtilen açıklamada, ışınların derideki hücrelerde, bağ dokusunda ve deri damarlarındaki hasarın başlıca sebebi olduğu bilgisine de yer verildi. Her ne kadar uzun yıllar UVB ışını daha zararlı olarak bilinse de yapılan araştırmalarda UVA ışınlarının daha zararlı olduğunun ortaya çıktığı ifade edilen açıklamada, ultraviyolenin, deri kanserlerine neden olduğunun bilindiği, bu sebeple, deniz kenarında bronz bir ten uğruna saatler boyunca güneşlenen kişiler kadar, güneş altında çalışan insanların da risk altında olduğu vurgulandı. Uzun yıllar güneş ışınlarına maruz kalındığında deride güneşin geç dönem etkilerinin ortaya çıkacağını ifade eden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Güneri, güneşe bağlı olarak deri yaşlanması, ciltte ince veya kalın çizgilenme, kuruluk, ince kırmızı damarcıklar, renk bozukluğu, derinin esnekliğinin azalması ve siyah noktalar gibi sorunların görüleceğine dikkat çekti. Bu olayların sadece yaz aylarında güneşlenirken olmayacağını da belirten Güneri, aynı zamanda yolda yürürken, araba kullanırken veya spor yaparken de güneşten korunmak gerektiğine değindi. Uzun süre güneşe maruz kalmanın, derinin bağ dokusunu etkileyeceğinin altını çizen Acıbadem Hastanesi Bakırköy Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Rıfkiye Küçükoğlu, "Kronik hasarlanma sonucu, erken deri yaşlanması ortaya çıkacaktır. Güneş ışınları pigment hücrelerini de etkilediğinden istenmeyen çiller veya lekelerin oluşması kaçınılmazdır. Diğer taraftan güneş ışınları, bağışıklık sistemini zayıflatmakta bunun sonucunda enfeksiyonlara direnci azaltmaktadır" dedi. SOLARYUM DA LEKE YAPIYOR Bronzlaşma cildin kendini koruması anlamına geldiğini belirten Dr. Güneri, bunun nedenini, "Güneş ışığından etkilenen kişilerde öncelikle ciltte kalınlaşma olur ve deri korunmak için daha fazla renk maddesi üretir. Yani bronzlaşma derinin savunma mekanizmasıdır. Fakat ek koruma önlemleri almadan sadece bu mekanizma yeterli olamamaktadır. Açık tenli kişiler, yaşlılar ve 3 yaş altı çocuklar güneşin olumsuz etkilerine daha açık oldukları için özellikle korunmalıdırlar" şeklinde açıkladı. Güneş ışınlarına maruz kalınmaya devam edildikçe oluşan renklerde koyulaşmanın daha belirgin olarak ortaya çıktığı, bu lekeleri tetikleyen tek faktörün sadece güneş ışınları olmadığı vurgulanan açıklamada, ayrıca son yıllarda moda olan solaryuma giren kişilerde de lekelere rastlandığı ve bu kahverengi lekeleri kişinin genetik özellikleri, hormonal durumu, alınan sıvı gıdalar ve ilaçların da etkileyeceği belirtildi. Güneşin deri kanseri oluşumuna neden olduğunun bilindiğine değinen Dr. Güneri, "UV B daha az etkili olmakla birlikte hem UVA hem de UVB buna neden olmaktadır. Bu nedenle kullanılan güneş koruyucu ürünlerin her iki ışına karşı da koruyucu filtre içermeleri gerekmektedir. Deri kanserlerinin bir kısmı yıllar içinde yavaşça gelişir ve hayati tehlike yaratmaz. Bazı tipleri ise erken tanı konulmadığı sürece ölüme neden olabilirler" şeklinde konuştu. Sayıları kalıtsal olarak belirlenen, çocuklukta çıkmaya başlayan, ergenlik döneminde kahverengiye dönüşen ve cilt lezyonları olarak adlandırılan benlerin de cilt kanserine sebep olabileceğine dikkat çeken Dr Güneri, "Benler birden ortaya çıkarsa, hızla büyür ve kabarıklaşırsa, içinde farklı renk tonları varsa, sınırları düzensizse veya kaşınıyorsa mutlaka bir dermatolog tarafından muayene edilmelidir. Güneşe maruz kalma, açık ten rengi, ailede kanser olması ve benlerin sayıca çokluğu benler üzerinden kanser gelişme riskini arttırır. Bu nedenle bu risk faktörlerini taşıyanların güneşten korunmaları gerekmektedir" şeklinde uyardı. Güneş lekelerine maruz kalmamanın birincil şartının, güneşe karşı korunmaktan geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Küçükoğlu, alınması gereken önlemleri de şu şekilde sıraladı: "Güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde (11.00-15.00) güneşe çıkmayın. Yazın bulutlu havalarda da UV ışınlarının yüzde 50'si yeryüzüne ulaştığından koruma önlemleri alınması gerektiğini unutmayın. Sık dokuma ve renkli giysiler tercih edin. Ayrıca şapka ve gözlük de kullanın. Güneşten koruyan ürünleri bilinçli kullanın. Güneşe çıkmadan yarım saat önce kremi uygulayın ve 3 saatte bir tekrarlayın. Deniz veya havuzlardan çıkınca, terleyince duş alarak tekrar krem sürün. Beyaz tenlilerin, sarışın ve açık gözlü kişilerin, çocukların, yaşlıların ve güneşe duyarlılığı olanların her gün ve faktörü 30'un üzerinde olan güneş koruyucu kullanmaları gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Buğday tenli ve esmerseniz SPF (Güneş koruma faktörü) 15 ve üzerinde olan ürünleri tercih edin". Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 15:03 ) değiştirilmiştir.. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|