Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık
Geri git   Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık > Sağlık > Sağlık Haberleri: D-İ

Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 08-03-2006, 02:27
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 596
maturidi is on a distinguished road
Standart İlk süt bebeği koruyan

"İlk süt bebeği koruyan ilk aşı gibidir"

KAYSERİ (İHA) - Anne sütünün bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmelerine katkı sağladığını belirten uzmanlar, düzenli olarak anne sütü alan bebeklerde birçok hastalığın önlendiğini kaydetti.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Uzm. Dr. Elçin Balcı, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası ile ilgili yaptığı açıklamada, bebeklerin anne sütüyle beslenmesinin önemine değindi. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygın bir sorun olan yetersiz ve dengesiz beslenmenin, bir yandan bireylerin fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimlerini diğer yandan da toplumun ekonomik ve kültürel gelişimini olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Dr. Balcı, bu olumsuz etkilerin ise en çok bebeklerde ve çocuklarda görüldüğünü belirtti.

Dr. Balcı, anne sütünün yeterli olarak verilmemesi halinde çocuklarda görülen hastalıklara değinerek, "Anne sütünün yeterli sürede ve doğru şekilde verilmemesi sebebiyle ortaya çıkan 'malnütrisyon', gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk ölümlerinin yaklaşık yarısının nedenidir. Bu beslenme bozuklukları, ishalli bağırsak hastalıkları ve alt solunum yolu hastalıklarının da zeminini hazırlamaktadır. Bu hastalıklardan korunmada anne sütüyle beslenmenin çok büyük önemi vardır. Ayrıca anne sütüyle beslenmenin sağlanması halinde bebek ölümleri büyük ölçüde azaltılabilecektir. Anne sütü, bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmelerine katkı sağlamanın yanında, aile ve ülkeye sosyal-ekonomik getirileri olan ideal ve vazgeçilmez bir besin kaynağıdır" dedi.

Bebeğin vücut ve ruh sağlığı için en uygun besinin, annenin kendi sütü olduğunu belirten Dr. Balcı, anne sütünün faydalarını şöyle sıraladı:
"Emzirmenin doğumdan hemen sonra başlatılması ve sık emzirmeyle süt yapımı kolaylaşır. Anne sütüyle beslenen bebeğin D vitamini ve flor dışında hiçbir ek sıvıya (hatta suya), ek besine, vitamine ihtiyacı yoktur. Bebeğe ek sıvı ya da besinlerin verilmesi, emzirmeye devam edilse bile annenin süt yapımını azaltır. Bu nedenle ilk 6 ay anne sütü dışında ek gıdaya geçmek için acele edilmemelidir. İlk 6 ayda yalnız anne sütüyle beslenen bebekler sağlıklı büyür ve gelişir. Başta ishal olmak üzere mikroplu hastalıklara yakalanmazlar, bebeklik döneminden sonra da daha az hastalanırlar. Bebekliğinde anne sütüyle doğru beslenen çocukların ileriki yaşlarında şeker hastalığı, damar sertliği, bağırsak hastalıkları, bazı kanserler ve alerjik hastalıklara yakalanma olasılığı daha azdır. Annenin bebeğini emzirmesiyle anne-bebek ilişkisi güçlenir, annenin bebeğini benimsemesi, bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanması kolaylaşır. Anne sütü alan kişilerin suç işleme oranları daha düşüktür. Sağlıklı her anne bebeği için yeterli süt üretebilir. Erken emzirmeyle annede doğum sonu kanamalar çabuk kesilir, memelerde şişme ve iltihaplanma olmaz, gebelikte alınan fazla kilolar daha kolay verilir, loğusalık kolaylaşır. Emzirmemek annede meme kanseri riskini artırır. Emzirme annede yumurtalık kanseri riskini azaltır."

"İLK SÜT BEBEĞİ PEK ÇOK HASTALIKTAN KORUYAN İLK AŞI GİBİDİR"
Bebeğin memeden alacağı ilk besine "ilk süt" denildiğini, ilk sütün bebeği birçok hastalıktan koruyan aşı gibi olduğunu kaydeden Dr. Balcı, ilk süt ve emzirmeyle ilgili olarak şu bilgileri verdi:

"Bebeğin memeden alacağı ilk besine 'ilk süt', 'kolostrum' ya da 'ağız sütü' denir. Ağız sütünün görüntüsü anneden anneye değişmekle birlikte genellikle sarı renkte ve koyuca kıvamlıdır. Bu ilk süt özellikle çok besleyicidir ve bebeği pek çok hastalıktan koruyan ilk aşı gibidir. İlk sütün miktarı az olmasına karşın, ilk günlerde bebeğin beslenmesi ve bağırsaklarının iyi çalışması için yeterlidir. Bazı annelerde doğumdan sonra ağız sütü çok az miktarda gelebilir veya hiç salgılanmayabilir. Bu durumda bebek zarar görmez, kendi depolarını kullanarak gerekli enerjiyi sağlar. Önemli olan annenin doğumdan sonra en kısa zamanda ve tekrar tekrar ve mümkünse hemen emzirmeye başlamasıdır. Bebek her ağladıkça emzirilmelidir. Birçok yeni doğan bebek gece ve gündüz 1-3 saat aralıklarla emmek ister. Sık aralıklarla emzirerek bebeğin bu ilk sütü mümkün olduğunca çok almasına çalışılmalıdır. İlk günlerde sık emzirilirse daha sulu olan 'olgun süt' yapımı hızlandırılır. Emzirme belirli saatlere göre değil, bebeğin isteğine bağlı olarak yapılırsa, olgun süt yapımı daha erken olur. Bazı yanlış uygulamalarda görüldüğü gibi bebek ağlasa da henüz 2 saati dolmadı diyerek emzirmekten alıkoymak yanlıştır. Bazı yeni doğan bebekler çok uyur ve yeterince sık ememezler. Böyle bebekler ilk günlerde 2-3 saat sonunda hala uyanmamışlarsa yavaşça kucağa alınarak yanağı ve dudak kenarı sıvazlanarak memeyi almaları için uyarı yapılmalıdır. Anne sütüyle beslenmede annenin bilmesi gereken en önemli nokta, bebeğini memeye nasıl yerleştireceğidir. Bebek memeye iyi yerleşmiş ise, anne ve bebek emzirmeyi öğrenirken meme uçları zedelenmez. Ve pek çok annenin emzirmeye erkenden son vermesine neden olan 'meme başı iltihapları' görülmez. Eğer bebek memeyi düzgün olarak kavramışsa, emzirme ne kadar uzun sürerse sürsün meme ucu zedelenmez. Eğer bebek uzun süre memede kalıyor ve yine de doymuyorsa büyük olasılıkla memeyi kavramasında bir sorun vardır. Böyle bir durumda bilgili bir sağlık görevlisinden yardım istemek ve tekniği iyi öğrenerek emzirmeye vazgeçmeden devam etmek gerekir. Emzirmeye zaman sınırı koymaya gerek yoktur. Gün içinde emzirme süreleri değişken olabilir. Hiçbir zaman 2 bebek arasında karşılaştırma yapılmamalıdır. Bu konuda kardeşler arasında bile fark vardır. Sütünü anında veremeyecek, özellikle çalışan anneler için, temizliğe dikkat edilerek anne sütünü sağmak ve saklamak mümkündür. Sağılan anne sütü buzdolabına konmadan 15 derecede 24 saat, oda sıcaklığında 12 saat, 25 derecede 4-6 saat, buzdolabında (+4 derecede) 72 saat, derin dondurucuda (-20 derecede) 1 ay, daha uzun süreler için de -70 derecede güvenle saklanabileceği bilinmektedir. Annenin evde olmadığı saatlerde bu süt bakıcısı tarafından bebeğe verilebilir. Anne iş yerinde de sütünü sağarak evine getirebilir, gönderebilir. Böylece annenin evden uzakta olduğu saatlerde sütün memeden boşa akması önlenmiş olur. Ayrıca doğumdan hemen sonra anne sütü alması mümkün olmayan, hastanede yatan, tedavisi bittikten sonra anne sütüyle beslenebilecek çocuklar için kendi annesinin sütünü alması ayrıca çok önemlidir ve hastalığından iyileşmesine, daha kolay toparlanmasına da yardımcı olur. Bebeklerimizi anne sütüyle beslemekle, bu ölümleri büyük oranda azaltacağımızı unutmayalım."
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 14:57 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:32 .


Powered by vBulletin Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
Turk Siteler 100
Bu site vücut sitesini desteklemektedir Vücut
Mersin Üniv | Serbest Muhasebeci Mali Müşavir | BiRkan | Eğitim | Mersin Üniversitesi | BiRkan