![]() |
|
|||
|
Hikayelerim:
Burada hikayenin işi nedi diyeceksiniz yaşadığımı bazı interresan olayları anlatacağım, özeliklede Lokman Hekimlik maskesi ile üç kuruş için milletin sağlığını tehlikeye atanlardan ve dolandıranlardan bahsedeceğim. İsimleri ve yaşadıkları yer hakında fazla bilgi vermeyeceğim. 1-) Yıllar önce Frankfurt Üniversitesinin Botanik bahçesinde şifalı bitkilerin fotograflarını çekerken orada çalısan bir Türkle tanıştım. Bana neden sürekli buraya geliyorsun buradaki bitkilerin fotograflarını çekiyorsun ve araştırıyorsun. Türkiyede bir muhterem şahıs var, o çok bilgili zatdır, hertürlü hastalığın çaresini biliyor dedi. Antalyaya şifalı bitki fotografları çekmek için gittim ve Alanya, Kaş, Kemer ve Kepezde fotograflar çektim. Tanıdıklarım sen yıllardır araştırma yapıyorsun ama boşuna. Asıl bilgi İspartadaki Muhteremde dediler, doğrusu bende merak ettim ve İspartaya gidip o zatı buldum. Beni buyur ettiler içeride 35 yaşlarında bir genç, 60 yaşlarında aksakalı, dinç ve zayıfca biri vede büyükce bir minderde oturan oldukca şişman olan bir zat vardı. Şişman olan kişi diyetle 160 kg?dan 140 kg?a indiği anlatıyordu (bana göre 160 kg danda fazlaydı, Almanyada tanıdıgım bir kişi 140 kg geliyor ve adam iş yerinde günde 8 saat çalışıyor.) vede Cuma günleri 50 metre ilerideki camiye gitmek için güçlü kuvvetli dört kişinin yardımına ihtiyaç duyduğundan bahsediyordu. Bana ''sen ne istiyorsun?'' dediler. Bende Almanyada geldiğimi ve şifalı bitkiler üzerine araştırmalar yaptığımı yanımda 350 şifalı bitki fotografı olduğunu söyledim. Bana bu bitkiler hakında malumet vermelerinin mümkün olup olmadığını sordum. Ben dinç ve aksaslı zattın Lokman Hekim olduğunu tahmin etmiş ve onunla konuşmuştum. Şişman adam getir bakalım dedi. Bende Hekim beyle konusacaktım dedim. Adam bana ben hekimim dedi. O anda gülmemek için kendimi zor tutum ve kendi kendime bir eğlence bulduk bunu değerlendirelim dedim. Ona Akdeniz ülkelerinde yetişen Aroma akasyasının (acacia farnesiana) fotoğrafını gösterdim ve özeliklerini sordum. Oda bana bu kekik türüdür dedi. Ben ona kekik en fazla 50 sm boyunda bir bitki bu ise 3-10 m boyunda bir akasya ağacı dedim. Adam ''ben hekimim ben doğrusunu bilirim'' dedi. Bu akasyanın çiçekleri misket büyüklüğünde altın sarısı renkli oysa kekiğin çiçekleri malum, yaprakları, boyu vb. o kadar farklıki. İkinci bir bitkiyi gösterdim bu ökseotu dedi, ben ona öksenin çam ve meyveağacları üzerinde yetşien asalak bir bitki olduğunu bunun ise yerde biten bir bitki olduğunu ve ismininde üzelik olduğunu söyledim. O bu işin uzmanı benim dedi ve ücüncü bir bitki fotografını gösterdim ve buna bunun arıotu olduğunu söyledi oysa bu bitkinin ismi çivitotu olup arıtou ile hiç ilgisi yoktu. Artık kendimi tutmıyarak kahkahalarla güleceyim diye kendimi zorla tutuyordumki Allah?tan Cuma ezanı okundu ve ben namaza gidiyorum diyerek hemen aradan kaçtım. Bu şahıs ve benzerleri milleti enayi yerine koyarak onları dolandırmaktadırlar. Sağlık bakanlığının bir kurum kurarak Lokman Hekimim diyenlerin bilgisini en az 300 sifalibitki hakında sorular sorarak test yapmalıdır. Avrupada L. Hekimlik okuları mevcuttur. Bizdede bir tür olular acılmalıdır. 2-) Yıllar önce Kayseride bel ağrısından dolayı Lokman Hekim olduğunu söyleyen bir Zatın yanına gittim bana bir kaç bitki aldırdı ve bunlardan macun yapıp belime sarmamı söyledi. Bende söyleneni yaptım ve üç gün öyle durduktan sonra çıkarmamı söyledi. Bende söyleneni yaptım ve üç gün çok berbat kokmamla kaldım hiç bir etkisi olmadı. Bu rahatsızlığım sonra Harpa ile tedavi ettim. 3-) Yillar önce besin allerjisi (Nörodermatoz) nedeniyle et yiyince uyuz gibi kaşınıyordum. Antalyada çok meşhur olan bir Lokman Hekim var ona git dediler. Bende bu zatın yanına gittim allerjili Ekzemaya (Nörodermatoz) bakmadan şunu al ensene sür dedi. Bende ona 200 tür ekzeme var bakıp incelemiyecekmisiniz dedim. Oda ben bu işi biliyorum dedi ve adamlarının karıştırdığı bulamacı elime vediler. Ne oldu sadece zaman kayıbı ve para kayıbım oldu. Birde bunların gerçekten hiçbirşey bilmeyen birer şarlatan olduklarını gördüm. Hiçbir kişiye gökten birşeyler inmez. Peygamberimizin Hayatına bakın hep çalışmış, hemde hayatı pahasına savaşarak. Birde bu şarlatanlara bakın yanyatarak, dolandırarak bir yerlere varmaya çalışıyorlar. 4-) Beni arayan bir hasta yakını hastası için Türkiyede meşhur herbaliste başvurmuşlar adam hastayı görmeden bunun tedavisi 10 bin euro demiş. Bana bunun tedavisi nedir dedi. Bende ilaçları isteren internetten kendin alanilirsin ismileri şudur dedim. Başka bir hastada kadın hastalıkları ile problemi var onada aynı çay karışımını aldınız mı diye önce satış teklifi yepıyor. Bu çay harmanı sadece bir raahtsızlığa karşı etkili olur her türlü rahatsızlığa karşı etkili demk doğru değildir ve herkesten önce hemen 300 ytl lik çay siparişini alıp almadıklarını söylemek. Malesef bu alanda çok şarlatan olduğundan herkes aynı zannediliyor. 5-) Birde bir dostumun ricasını kıranmadım İstanbuldki çok meşhur doğal tedavi uzmanı Doktor bey le görüştüm. Doktorumuz doktorluk yapmıyor, aktarlık yapıyor ve şifalı bitkilerden çay harmanları yapıp gelen hastalara bu çayharmanlarını satıyor. Takriben 3 saat kadar bu vatandaşın yanında kaldım, evet doktor olduğu için anatomiden anlıyor ama hangi hastalığa hangi şifalı bitkiyi yazacağını bilmiyor ve alık alık bakıp raflardaki şifalı bitkilerden gelişi güzel çayları alıp karıştırıyor ve al sana çay diyor. Yani bir doktorun böyle hokabazlık yapması ayıp olmaz mı? Bildiği işi yapsa daha faydalı olur bilmediği konuda okus bokus sonrada diğer insanların adı çıkıyor. 6-) Yıllar önce Kayseride bir aktara gittim ve ondan eterik nane yağı isteyince adam bana nanenin eterik yağı olmaz dedi. Eterik yağın ucucu yağ olduğunu ve zamanla kendiliğinden yavaş yavaş buharlaşması nedeniyle ucucu yağ diyede anıldığını söyledim. Adam ben bu işin uzmanıyım otuz yıldır bu işi yapıyorum dedi. Yılar sonra MS (multiple skleroz: beyin ve omur ilikteki lokal bozulmalar nedeniyle oluşan sertleşme sahaları ve bunların başında kaslardaki felç ve istemli hareketlerde düzensizlik ve diğer sinirsel bozukluklarla seyreden hastalık) rahatsızlığı olan şahıs bana bu vatandaşın yaptığı ilaçın MS'e karşı etkili olup olmayacağını sordu. Doğrusu bu vatandaşın tavsiyelerinin hiçbir ilmi degeri yoktur. Boyuzatıcı olarak bazı bitki karışımlarından bir BOY UZATMA TOZU yapmış nerede, ne zaman ve hangi Üniverssite kliniğinde araştırma ve tedavi denemesi yapılmış ve etkisi ispatlanmış. Yine aynı şekilde TAŞ TOZU böbrek taşlarını düşürücü olduğunu iddia etkiği bir karışım hazırlamış. Eski kitapları karıştırarak bazı reçeteler hazırlayıp satmak ne derece doğru? Malesef bazı insanlar para için herşeyi yapıyorlar. 7-) Kayseride gastrite karşı aktarlarda civanparçeniotu aradım. Bana bu tür bitkiler şeytan hacı Mehmet?in oğlunda olur, başkasında bulunmaz dediler. Bende vatandaşı buldum ve ondan civanperçemiotu istedim. Bana hayır o, o kadar etkili değil ben sana daha etkili olan kırkkilitotunu vereyim dedi. Kırkkilitotu veya diğer adı ile atkuyruğuotunun böbrek rahatsızlıklarına karşıetkili bir bitki oldığunugastrite karşı etkisinin olmadığını söylediyemde çok bilgic olan vatandaç 3-5 kuruş kazanabilmek için bana adete zorla bu bitkiyi satı. Bende ben Franfurt?ta kalıyorum, ama 6 ay sonrayine geleceğim ozaman ben bu bitkiyi sana gerigetireceğim dedim. O bana inanmadı ve geçektende 6 ay sonra tekrar Türkiyeye gitiğimde Kayseride bu vatandaşı bulup, yaptığının drüst bir davranış olmadığını insan sağlığı ile oynamaya hakkı olmadığını söyledim. Ayrıca bu vatandaş şifalı bitkilerin yanında çok tehlikeli haşere ilaçı olark kulanılan ve ökolojik dengeyi tahrip edip, çevreyi kirletiğine sebep olduğundan dünyanın bir çok ülkesinde yasak olan DDT' de aynı şifalı bitkilerin yanında satılıyor. 8-) Bir seferinde de Antalyada Ginseng alamak istedim kime sorduysam bana ginseng yerine havlıcan vermeye kalktılar. Ve hatta doğu garjında 30 yıldır bahart satanlar bu hakkiki ginseng diye bana ders verdiler. Sağolsunlar. Oysasatmak istediğkleri bitki havlıcan olup, bu havlıcanın kilosu 3-5 YTL iken ginsengin kilosu 350-700 YTL (eski fiyatı: 350-700 000 TL) dir. Ayrıca renkleride çok farklıdır. Havlıcankökü kahverengimsi kırmızı iken ginseng hafif sarımsı beyaz renklidir. Türkiyede herkes her konuda herşeyi idea ettiği gibi keşke bilseydi. Bahartci ve Aktarlar da satılan baharat ve şifalı bitkilerin torba, çuval ve odun kasalarda muhafaza edilmesi ve hatta açık havada teşhir edilmesi çok mahsurludur, çünkü torba, çuval ve odun kasalarda vede havada milyonlarca bakteri ve mantar üreten yuvalar vardır. Yani hijyende sınıfa kaldı. Avrupa Avrupa diye tuturanlar, bir zamanlar hayvanalarla birlikte yaşayan mdeniyetten bihaberdar olna bu insanları Kanuni Sultan Süleymanın gönderdiği eğitimcilerin eğittiği unutuldu. Biz kim olduğumuzu unutursak onlar haydi haydi unutur. 9-) Türkiyede doktorunuza hastalığınızı soramazsınız sorsanız bile size anlamıyacağınız şekilde latince bir takım sözler söyler. Almanyada doktorlar hastalarına anlıyacakları şekilde açıklarlar ve bilmiyorlarsa bilmiyoruz derler ve tafra yapmazlar. Bundan yıllar önce ev doktoruna gittim ve kanımdaki HOMOCYSTEIN oranın tesbit edilmesini rica ettim. Doktor böyle birşeyden haberinin olmadığını ve ilk defa duyduğunu söyledi ve yanında çalışan hemşirelere sordu onlarda bizde bilmiyoruz dediler. Oysa bir tanıdığıma Türkiyede doktoru rahatsızlığını sebebini her seferinde söylememiş ve bir takım ilaçlar vererek eve göndermiş. Bu tanıdığın iki abiside kanserden öldüğünden adamcağız korkudan Almanyaya muayeneye geldi. Kendinde ne olup, ne olmadığını öğrenmek için. 10-) Kemer Kancası: Muhammed Şamili uyandırmamak için lambayı yakamak istemedim ve kemerin üstüne basmışım oda çivi gibi ayağıma battı. Doktora gittim, insanlar 15-20 yıldır aynı rahatsızlıklardan dolayı doktora geliyorlar ve doktoru aynı ilaçları yazıp gönderiyor. 15-20 yıl Romatizma tedavisi için ödene parayı düşünün ve birde bu insanların çektiği acıyı. Oysa romatizmanın her türünün tedavi edilebileceğini Prof Dr. Cubrinski binlerce hastası üzerinde yaptığı tedavi denemesi ile ispatlamıştır. 11-) Nine: Ninenin doktoru 20 yıl boyunca böbrek iltihapalnmasına karşı aynı ilaçı yazmış, halbuki en fazla 3 ay yazılabilir. Kadıncağızda bronşit, tansiyon anormalikleri, ödem, romatizma, kalp rahatsızlıkları, kanın yapısının bozulması vb., 15-20 hastalık ortaya çıkmış. Nine aileme ''doktorumun yazdığı ilaçlar bana iyi gelmiyor'' diye şikayette bulununca ailemde ona benden bahsetmiş. Oda bana bir çare bulsun demiş. Sabahlari kalkınca romatizmadan hareket edemeyen ve ekmeğine yağ dahi sürmek için parmaklarını oynatamaz. Ona gönderdiğim bitkisel ilaçla kadıncağız 40-50 günde romatizmayı atlattı. Sonra diğer rahasızlıklarını tek tek sırası ile iyileştirdik. Elhamdüllillah. Birgün doktoru aniden ziyarete gelmiş ve bitkisel ilaçları saklıyamamış. Doktoru bunlar ne diye sorunca, ona sen beni 20 sene hastalandırdın benim gerçek doktorum beni 6 ayda iyileştirdi demiş ve doktoru fırçalamış. 12-) KBB Doktoru: Kimya mühendisliği eğitimini bıraktıktan sonra çalışmak için Frankfurtta geldim. Ev ilanlarına bakıp telefon ediyorum, gelin görüşelim diyorlar, gidiyorum. Ya kibarca ev verildi diyorlar veya açıkca Türklere ev yok diyorlardı. 6 ay ailem ve çocuklar kayı validede kaldı bende derneğin kütühanesinde bir çek yatla idere ettim. Sonra Simons isimli bir Yahudi 2. Dünya savaşında almanlar can derdinde iken Frankfurt Şehrinin göbeğindeki Apartmanaları çok ucuza kapmış. O benim sana bir evim var dedi. Bir ev dediği aslında bir oda, onu üçe bölmüş, eve eşyasının 1/3 sığamadı. O gün romanalara gün doğdu benim eşyalar gitti. Haliyle yerde yatıyorduk ve firmadan ev kiralıyana kadar 6 ay böyle idare ettik. Ama bende kulak ağrıları başladı. KBB doktoruna gittim, mantar dedi aylarca verdiği ilaçaları kulandım. Sonbaharda ağrılar yeniden başladı. Başka KBB doktoruna gittim, ekzem dedi ve yazdığı ilaçalrı kulandım ve bir kaç ay sonra yeniden rahatsızlandım. Başka KBB doktoruna gittim, sinirler büzülmüş sürekli atkı taşıyacaksın ve kulağını temizlemiyeceksin, o zaman kulak hasaslaşıyor dedi. Dediğini yaptık, fakat ağrılar yeniden başaladı. Aynı şekilde oğlumda da kulak ağrısı vardı ve çocuğu da sürekli doktora görtürüyorduk ve tavsiyelerin hiçbiri fayda vermiyordu. 7. Çocuk doktoru orta kulaktan boğaza bir kana açılır bu kanalda tıkanma olursa rahatsızlık olur ağrı verir dedi ve bize naneyağı, okaliptusyağı ve terpentin kaşımından oluşan bir krem tavsiye etti. Bunu kulağını arkasına ve çene altına sürdük. Çocuk iyileşti, aynısını kendimde denedim bende iyileştim. O günden beri çok şükür ne benim, nede oğlumun kulağı ağrır. 13-) Ürolog: Sürekli buzhane gibi büyük buzdolabına girip çıktığımızdan, böbrekleri üşütüm. Üroloji doktoruna gittim. Muayeneden sonra tahlil sonuçları gelene kadar ilaç yazamam dedi. Bende çok ağrıyor ne yapayım dedim, çekeceksin dedi. Ezcaneye gidip, altınbaşakotu, ısırganotu, ardıçkozalağı, atkuyruğuotu ve akhuşyaprağı alıp karıştırdım ve içtim. 2-3 sonra rahatsızlıklarım geçti. Doktora gittim, rahatsızlığımın sebebi nedir diye, böbreklerini üşütmüşsün dedi ve ilaç yazamak istedi. Gerek yok artık ağrımıyor, çünkü şu şu bitkileri karıştırp çayını içtim dedi. Doktor çok tehlikeli olabilirdi neden beni dinlemeden kendi başına böyle şeyler yapıyorsun dedi. Bende ona fitoterapi de biraz bahsedince sinirlendi ve ben mi doktorum sen mi diyerek konuştu ve çık git dedi. 14-) Ben: Dişimi çektirdim ve doktor bana bir kaç gün panisilin hapı alama gerektiğini söyledi. Ve mutlaka bunu almalısın dedi ve bende bunu aldım. İki gün sonra midem ağrımaya başkadı midemde yara yapmıştı aylarca mide ağrısı çektim ve hiçbir ilaç fayda vermedi. Ve tarçın kabuğu çayı içerek rahatsızlığım azaldı. 15-) Hacı Mehmet Emi: Sabahleyin işe gelmişti ve hemen tartışmaya başladı ne olduğunu sorduğumda bilmiyorum dedi. Ben renginin çok solmuş olduğunu söyledim. Oda dün akşam başım ağrıyordu aspirin aldım dedi. Hemen doktor gitmesini siyledim, belki mide kanaması geçiriyorsun dedim. Gerçektende muayeneye gittiğinde doktoru 2-3 saat daha geç kalasaydın hayati tehlike olabilir demiş. 16-) Bacanak: Bacanağım memeleketine gitiğinde bir rahatsızlık nedeniyle penisilin iğnesi yapmışlar. Ve bacanak komaya girmiş hemen doktora götürmüşler ve doktoru 15 dakika geç gelseydin, senin için çok geç kalmış olurdu demiş. 17-) Muhammed Şamil: larenjitten (gırtlak iltihaplanması ) dolayı nefes alamıyor. Üniversitenin Çocuk kliniğinde çocuğa enhelasyon yapmamız gerek dediler. Çocuğu hastaneye yatırmaıyacakalrını, çünkü yapacak birşeyleri olmadığını söylediler ve suzlu su ile enhelasyondan başka bir çaresi yok dediler. Bende evde tuz da su da var o zaman ben burada daha fazla beklemeyim diyerek çocuğu eve götürdüm. Ben onu hepar sulfurisle tedavi ettim, bu ürün 200 yıldır homeopatide psödokrupa karşı başarı ile kulanılır ve tek çaraside budur. 18-) Arkadaşın: Yüzünde 2 sm büyüklüğünde çıban çıkmış ve doktorlarının verdiği hiç bir ilaçın faydası olmamıştı. Ona aloe vera kremi tavsiyeettim ve birkaç gün sonra hiçbir eşyi kalmadı. 19-) Bir Bayan Bademcikleri şişen bir bayana doktoru antibiyotik ilaçlar yazmıştı. Bu bayanda daha önce hiç görülmeyen sürekli şişkinlik ve bu şişkinlik nedeniyle karnı şişen bayanın akçiğerleri de sıkıştığından ve akğierler de kalbi sıkıştırdığından kalbi sıkışmaya başlamaıştı. Bana doktorlarım aylardır uğraşıyorlar tedavi edemiyorlar ne tavsiye edersin dedi. Bunun bozulan bağırsak florası nedeniyle olduğunu tedavisinin aloe vera jeli ile mümkün olduğunu söyledim. Ve 2-3 ay içinde yeniden iyileşmişti. 20-) Bir Alman Bayan Kadıncağiz tam 3 haftadır kabızlık çekiyor ve doktorları lavmandan başka çare yok diyorlar. Ben ona sinameki çayı ve bir şurup gönderdim. Kadın hemen 20 dakika sonra rahatlamış. 21-) İş ArkadaşıYıllardı çektiği romatizmadan kurtulamamış üstelik doktorlarını verdiği ilaçlar mide rahatsızlıklarınada sebep olmuştu. 22-)Bir Tanıdık Aldığı Lipid ilaçı nedeniyle oturağındaki yağlar ve hatta kaslar bileerimiş, adamcağız poposunun üstüne dahi oturamıyordu, fakat lipidi yinede düzelmemişti. Ben ona Antalyada yaşıyorsun zeytin yaprağı çayı iç ve sarımsak ye bu ilaçlara boşu boşuna para verme dedim. 23-) Bir Bayan Menopoz devresine giren bayana doktorları yumurtalığın mutlaka alınması gerekir iltihapalanmış demişler ve amaliyattan sonra hormon anormalikleri kadıncağızı canından bezdirmişti ve ölmek istiyordu. Ben ona kadın kökü damalaması tavsiye ettim ve problemi kalmadı. 24-) İtalyaİtalyada yapılan rahim ve yumurtalık amaliyatlarını % 83 oranında gereksizyere yapıldığı sonradan yapılan araştırmaladan anlaşılmıştır. 25-) Haymana Kaplıcaları: Haymanaya kaplıcalara gittim. Otelde yer bulamayınca pansiyona yerleşyim. Orada tanıştığım bir kaç amaca ile akşamlar bol bol sohbet ettik. Birisi ilaç saatim geldi diye cebinden bir ilaç çıkardı, bu kalp için dedi onu geri yerine kodu, öbür cebine baktı, bu bronşite karşı dedi onu yerine kodu, bir başka cebine baktı bu kanımdaki anormalikler karşı dedi, onu yerine kodu, bir başak cebinden çıkardığı ilaça bu böbrek iltihaplanmasına karşı dedi onu yerine kodu. Ben başladım gülmeye adam neden gülüyorsun işte yaşlılık böyle sende yaşlanınca hep ilaçlarla gezersin dedi. Ben ona hayır ben ilaçlarla gezmem bu kesin dedim. Oda neden sen hastalanmazmısın? dedi. ''Ben hastalanırsam şifalı bitkilerle tedavi olurum'' dedim. Kimyasal ilaç kulanmam dedim. Adam ben şifalı bitkileri tanımam, o eskidendi köyde bu işi bilen biri olurdu herkesi birkaç bitki ile iyileştirirdi, şimdi onlar yok artık. Şimdi doktorlar var ve onların yazdığı faydasız ilaçlar dedi. Nasıl olduda bu hale geldiniz dedim. Adamcağı böbreklerini üşütüğünü ve doktora gittiğini onun yazdığı ilaçın yantesirinin tansiyonunu yükseltiğini, bu sefer onun için ilaç yazdığını onu kulanmaya başlayınca, karaciğere zarar verdiğini ve böylece zamanla ayaklı eczane gibi olduğunu söyledi. Ben ona şayet ilk hastalandığında altınbaşakotunun çayını içseydin bunların belkide hiçbirini görmezdin dedim. Bu amaca gibi binlerce insan perişan oluyor ve yıllarca ilaçlara bağımlı ve acı çekerek yaşamaya mahkum oluyorlar vede çoğu servetini kaybediyor. Karpuz: Yıllar önce Ahmet amca ile bahçe komşusu olan bir alman komşusu bunları karpuz yerken görür ve sorar. Ne yiyorsunuz bu nedir? de ve Ahmet amca ben sana yarın getiririm, çok güzel der. Ve karpuzu ona verir ama nasıl yeneceğini tarif etmez. Birgün sonra sorar tadı nasıldı? diye Alman komşusu içi çok güzeldi ama, dışı çok serti ağzım yara oldu çiğnemekten der. Ahmet amcada biz onun sadece içini yeriz ve dışınıda karakaçana veririz der. Karpuz Salatası: Bir alman TV kanalındaki yemek programına baktım çok iyi bir aşcı, eğitimini görmüş, salatanın içine karpuz ve kavunu doğradıktan sonra üzerine zeytin yağı, sirke döktü, limon sıktı, ceviz içi, kabak çekirdeği içi, ay çekirdeği içi, baharat ve tuz katı ve karıştırdı. Çok garip buldum. Bende denedim tadı gerçekten çok güzeldi. Bu konuda araştırma yaptığımda Karpuzun yüksek oranda likopen içeridğini ve bunun ancak doymamış yağ (öreneğin: zeytin yağı) ile hazmedildiğini öğrendim. Lokman Hekimler: Bana siz bu bilgileri nasıl elde ediyorsunuz? diye Lokman Hekim olduğunu söyleyen vatandaş bir soru sordu bende çalışmamı anlatım. Bana bunlara gerek yok ben her bilgiyi kaynağından alıyorum demesin mi? Muhtemelen bir meczup, Hz. Peygamber Efendimizin hayatını iyi okumak ve anlamak gerek, üç ay sıcak bir çorba içmediği zaman olmuş, elindeki parayı serveti fakirlere dağıtmış, kendisi 2-3 hurmaya gününü geçirmiş. İslamı tebliğ ederken yollarına devedikenleri döşenmiş üzerine deve işkembesi konmuş yıllarca mekede mahzur kalmış ve savaşmış. Ve hatta hendek savaşı öncesine Peygamber Efendimizde hendek kazmış. ve sehabeden bazıları peygamberimize gelerek ya Resullahah açlıktan karnımız sarkmasın diye karnımıza taş bağlıyoruz demişler ve Ebu Bekir'de Peygamberimizde taş bağlıyor hemde üç tane buyurmuş ve üç tanae taş bağladığı görülmüştür. Şimdi bir miskin çıkıp diyecek ki ben bilgiyi gayipten alıyorum. Sen kimsin yav be adam demezler mi? Mutlaka böyle akıl noksanı insanlar var ve çoğuda ciddi ciddi konuşuyor. 26-) İstanbulda 19 Ağustos 2006 Cumartesi günü saat 14 gibi Sultan Eyüp El-Ensari hazretlerinin türbesini ziyarate gittim ve duadan sonra dışarı çıktım ve satış magzalarına göz attım. Aktarın virinde ve önünde şifalı bitkilerle ilgili kutulara bakarken Prostat çatını gördüm ve sordum birleşiminde ne tür şifalkı bitkiler var diye. Adam sakalı efendi görünümlü biri idi. Birleşimindeki bitkiler şunlar şunlar dedi bende bu bitkilerin böyle bir özeliği olmadığını söyledim. Adam sen kimsin lan alıyorsan al almıyorsan bırak git dedi. Bende fikrimi söylüyorum. dedim. Adam çirkefleşerek fikrini senin olsun defol dedi. ve bana vurmaya çalıştı. Bende doğrusu durum karşısında şaşırdım. Bana vurmak isteyen bu sakalı müslüman görünüşlü, gerçekte yobaz vatandaş, bende buyor vur. Deince şaşırdı ve bunun üzerine oradaki diğer esnafta işşimize enğel olma adam ne isterse satar sanane git işine yoksa hepsimiz seni bir vgüzel döğeriz dediler. Doğrusu çok şaşırdım Eyüp Sultana gelen vatan daşlar onlar uyma arkadaş boş ver diyerek ben oradan uzaklaştırdılar. İbni Sinanın reçetesi olduğunu söyleyen zat, menfatine dokununca bir anda saldırganştı ve konuşmamı engellediler. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Alternatif-TIP.Net - Ana Sayfaa bak. Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 15:10 ) değiştirilmiştir.. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|