![]() |
|
|||
|
Sıcak havada kapalı mekanlara dikkat
Gaziantep - Yaz aylarında, güneş çarpmalarının yanı sıra özellikle kapalı mekanlarda sıcak bitkinliğinin meydana gelebileceği ve bunun ciddi sonuçlara yol açtığı bildirildi. Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi İlk ve Acil Yardım Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Cuma Yıldırım, sıcak çarpması şikayetinin, yaz aylarında sıklıkla karşılaşılan ciddi sağlık problemlerinden biri olduğunu söyledi. Sıcak çarpmaları ya da sıcak bitkinliği şikayetinin daha çok, yaşlı, yatalak olan, evinden dışarı çıkmayan kişiler ile ayakkabı atölyesi, dikimevi gibi yerlerde çalışan, uzun süre cereyan olmayan sıcak ortamlarda kalan kişilerde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Yıldırım, bu durumun özellikle çalışan kişilerde dikkat eksikliğine yol açtığını bildirdi. ''Yaşanan dikkat eksikliği nedeniyle iş kazaları meydana gelebiliyor. Örneğin, bize makineye elini kaptırmış bir işçi getirildiğinde, kaldığı ortamı araştırdığımızda havasız bir ortamda çalıştığını ve bunun dikkatini dağıttığını tespit ediyoruz'' diyen Doç. Dr. Yıldırım, bu durumun trafik kazalarına da neden olabildiğini ifade etti. Pencereleri kapalı olan otomobilde araç kullanan şoförlerin, bir süre sonra sinirlendiğini ve kavga ettiğini ya da kazalara neden olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: ''Trafik kazası, darp ya da iş kazasından yaz aylarında gelen kişilerin, nasıl ortamlarda kaldıklarını sorduğumuzda genelde kapalı ve havasız mekanlarda olduklarını tespit ediyoruz. Bu çok ciddi iş kazaları ve trafik kazalarına ya da çeşitli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Sıcak bitkinliği, tencerenin içindeki haşlanmış sebze gibi bir durumu ortaya koyuyor. Yani insanlar 'buğulama' gibi olabiliyor. Bu tür ortamlar, ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Yaşlı, yatalak ve çocuklarda, kalp krizi, beyin kanaması, tansiyon sorunu, şeker hastalarında bayılma, böbrek hastalarında ciddi sıvı ve tuz kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle kapalı ortamların sık sık havalandırılması ve hava sirkülasyonunun sağlanması gerekir.'' Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 16:38 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Uzmanlar çöl sıcaklarına karşı uyarıyor
ANKARA (ANKA) - Basra Alçak Basıncı'nın etkisinde bulunan Türkiye'ye çöl sıcakları geliyor. Sıcaklıklar, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 40 derecenin üzerine çıkacak. Uzmanlar ise, çöl sıcaklarına karşı uyardı. Hacettepe Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhan Özmen özellikle kalp hastalarının yediklerine özen göstererek, öğle gibi günün sıcak saatlerinde dışarı çıkmamalarını önerdi. Hacettepe Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhan Özmen ANKA'ya yaptığı açıklamada, sıcaklık artışlarıyla birlikte yiyeceklere de dikkat edilmesi gerektiğine işaret etti. Prof. Dr. Özmen, ağır, hazmı güç gıdalar yerine meyve sebze ağırlıklı gıdaların tüketilmesi gerektiğinin altını çizdi. Özellikle yaşlıların ve kalp hastalarının sıcak havalara dikkat etmesinin önemli olduğunu bildiren Prof. Dr. Özmen, “Bol sıvı tüketilmeli. Kıyafet seçimi de önemli. Açık renk ve pamuklu giysiler seçilmeli. Ayrıca öğle saatleri gibi günün sıcak saatlerinde kalp hastaları mümkünse dışarı çıkmamalı” dedi. -“ÇÖL SICAKLARI SİZİ KURUTMASIN”- İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ise, çöl sıcaklarında ortaya çıkan en büyük sağlık sorunlarından birinin tıp dilinde ‘dehidratasyon' ismi verilen vücudun susuz kalması durumu olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Küçükusta, ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, sıcak günlerde sık rastlanan sağlık problemlerinden birinin tıp dilinde ‘dehidratasyon' ismini verilen tablo, yani vücudumuzun susuz kalması olduğunu söyledi. Dehidratasyonun başlıca iki nedeni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Küçükusta, “Birincisi, vücuttan fazla sıvı kaybedilmesidir. Kusma ve ishaller, fazla idrara çıkma, aşırı terleme ve yüksek ateş gibi. İkincisi ise bulantı, iştahsızlık gibi nedenlerle yeteri kadar sıvı alınamamasıdır. Yeteri kadar sıvı alınmadığı takdirde sıcak havada yapılan ağır egzersiz ve sporlar da dehidratasyona yol açabilir” dedi. Prof. Dr. Küçükusta, normal bir erişkinin, terleme ile, nefes alıp verme ile, idrar ve dışkı ile günde ortalama olarak 2.5 litre sıvı kaybettiğini söyleyerek “Bu sıvılar ile vücudun sıvı dengesini düzenleyen sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi elektrolitler de yitirilir. Ancak, yediğimiz içtiğimiz besinlerle ve içeceklerle kaybettiğimiz sıvı ve elektrolitleri yerine koyarız ve her hangi bir sağlık problemi ortaya çıkmaz” diye konuştu. -BEBEKLER SUSUZLUĞA DAHA HASSAS- Dehidratasyonun hafif, orta ve ağır olmak üzere dereceleri olduğunu bildiren Prof. Dr. Küçükusta şunları söyledi: “Ağır dehidratasyonun ölüme kadar giden önemli bir sağlık problemi olduğunu hemen hatırlatmak istiyorum. Bebekler, küçük çocuklar dehidratasyona daha duyarlıdırlar, çünkü vücutlarının daha büyük bir bölümü su içerir, metabolizmaları daha hızlıdır, terleme kapasiteleri daha düşüktür, böbrekleri de erişkinlerinki kadar su tutamaz. Tansiyon düşmeye başlarsa tehlike var demektir. Peki vücudumuzun susuz kaldığını nasıl anlarız: -Ağzın ve dudakların kuruması, tükürüğün azalması ve daha yapışkan olmaya başlaması -Bebeklerde bıngıldakların içeriye doğru çökmesi. -İdrar miktarının azalmaya ve idrar renginin koyulaşmaya başlaması -Derinin kuruması ve terlemenin ortadan kalkması -Susama hissi -Halsizlik, bitkinlik, iştahsızlık, uyku hali -Baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, karın ağrısı -Dehidratasyonun dercesine göre uyku halinden komaya kadar giden bilinç değişiklikleri. Vücudumuzun susuz kalmasının ilk belirtilerinden biri kan basıncımızın, yani tansiyonumuzun düşmeye başlaması ve kalp atışlarının hızlanmasıdır. Bu düşüşü, özellikle yatar durumdan birden ayağa kalktığımızda daha belirgin hissederiz, başımız döner, gözümüz karar, gözümüzün önü pul pul olur. Deri kurudur ve elastikliği azalmıştır. Meselâ, derimizi elimizin üst kısmından çimdikleyip bıraktığımızda normalde hemen eski durumuna döner, ama dehidratasyon durumu varsa derinin eski durumunu alması hayli zaman alır.” Dehidratasyona karşı alınacak önlemleri de anlatan Prof. Dr. Küçükusta, “Sıvı kaybını azaltmak için, çok gerekli değilse sokağa çıkmayın, açık renk, bol, pamuklu kıyafetler giyin, güneş altında efordan kaçının, bol su, ayran veya soda veya sporcu içecekleri için, meyve, sebze ve salata yiyin, alkol kullanmayın, fazla kahve ve çaydan uzak durun” dedi. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|