Geri git   Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık > Alternatif Tıp > SORULAR: İ-N

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
  #1 (permalink)  
Alt 12-01-2006, 11:07
Acemi
 
Üyelik tarihi: May 2006
Yaş: 38
Mesajlar: 1
kazanci is on a distinguished road
Standart Kansızlık

slm, ben 36 yaşındayım çok uzun süredir kollarımı omuzdan yukarıda tuttuğumda uyuşmalar oluyor ve uzun süreli oturmalarda da bacaklarımda uyuşmalar oluyor zannediyorum kansızlıkla yada kandaki enzimlerle ilgili bir sorun var bunun tedavisi nedir ve iksir bunun tedavisinde etkilimidir.


başarılar dilerim
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 12-01-2006, 11:47
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 51
Mesajlar: 2.606
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
kazanci´isimli üyeden Alıntı
slm, ben 36 yaşındayım çok uzun süredir kollarımı omuzdan yukarıda tuttuğumda uyuşmalar oluyor ve uzun süreli oturmalarda da bacaklarımda uyuşmalar oluyor zannediyorum kansızlıkla yada kandaki enzimlerle ilgili bir sorun var bunun tedavisi nedir ve iksir bunun tedavisinde etkilimidir.


başarılar dilerim
Evet kansızlık veya kandaki kolesterol, lipid ve trigliserid gibi yağların yüksek olması nedeniyle kılcal kandolaşımında anormaliklerin ortaya çıkmasıdır. Kan yeterli olmasına ragmen kanın aşırı kirlenmesi kılcal kan dolaşımını engeler. Hücreler, dokular ve organlar yeterince taze kan gelmeyince uyuşukluk olur. Arabası olanlar arada bir arabasının yağını konturol eder ve kirlenme oranını gözetler aşırı kirtlenmişse yağı değiştirir. Ama kendi kanının kişi çoğunlukla unutur. Aslında kan vermek sünnettir, Peygamber Efendimiz kan aldırmıştır. Ama müslümanlar nedense hiç kan veremk istemezler. Frankfurt kan merkezine 3 ayda bir kan vermeye gidiyordum. Orada 40, 50 ve hatta 60 yaşında insanlar gördüm ve 3 ayda bir gelip düzenli olarak kan verdiklerini söyldiler. Almanlarda 25 defa kan verenlere bronz, 50 defa kan verenler gümüş ve 100 defa kan verenler altın madalyalar verilmektedir.

Konu igokcek tarafından (12-02-2006 Saat 13:57 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 12-02-2006, 14:03
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 51
Mesajlar: 2.606
igokcek is on a distinguished road
Standart Kansızlık



Kansızlık, anemi:

Kanın yapısı:
Kanın yapısında üç önemli kan hücresi bulunur. Akyuvarlar (lökositler) savunma hücreleri olup vücudumuzu mikroplara karşı korur ve oldukca çok alt türevi vardır. Alyuvarlar (eritrositler) hücrelere oksijen taşır. Trombositler kanın pıhtılaşmasını sağlıyarak kanamaları önler.

Lökositler:
Akyuvarlar veya beyaz kan hücreleride denir. Akyuvarların hücre çekirdeği vardır ve bağışıklık sisteminin (immün sistemi) verdiği görevleri yapar. Lökozit sayısı normal olarak 4000-6000 mikrolitredir, yani mikrolitrede bu kadar bulunur. Bir insanın kanında 25 milyar lökosit bulunur, fakat asıl % 95?i içeren lökositler dokulardadır. Herhangi bir enfeksiyon halinde kemik ilikleride gerkli olan lökositleri üretir. Işın ve kemoterapi görenlerin kemik ilikleri yeterince lökozit üretemeyebilir. Bu nedenle bu hastaların hastalığa yakalanmaları halinde dikkat etmeleri gerekir. (geniş bilgi immün sisteminde)

Trombositler:
Kanda mikrolitrede 200-300.000 oranında bulunur. Trombositlerin hücre çekirdeği yoktur ve bunlar pıhtılaşma için önemlidir. Trombosit yetersizliği halinde kanama görülür. Bu kanamanın belirtisi morumsu lekelerdir. Bu rahatsızlığın mutlaka tedavisi gerekir aksi halde tehlikeli olabilir.

Eritrositler (alyuvarlar):
Bu hücrelerin hücre çekirdeği yoktur. Eritrositler oksijen taşıyıcıdır. İçerdiği hemoglobin 4 adet oksijen molekülü taşır. Bayanlarda en az 3,9 milyon /mikrolitrede ve erkeklerde 4,3 milyon/mikrolitrede olması gerekir. Bayanlarda 12 g/dl hemoglobin (Hb) ve erkeklerde 13,5 g/dl hemoglobin, yani desilitrede 13,5 g olması gerekir. Hb?nin 8 g/dl?nin altına düşmesi tehlikelidir. Bir kişide takriben 22 katrilyon eritrozit bulunur.

Kansızlık, anemi:
Kansızlık deyince akla kanın azlığı gelmemelidir, burada kansızlıktan maksat kandaki alyuvarların (eritrosit, erythrocyte) veya alyuvarlara renk veren boyayıcı madde hemoglobinin oranının azalmasıdır. Hemoglobin akciğerdeki oksijeni dokulara ve dokulardaki karbondioksiti akciğere taşıyan demir ve globinden oluşan maddedir. Kansızlığın en önemli faktörlerinden biri demir yetersizliğidir ve bunu adet sırasındaki aşırı kan kayıbı, kemik iliğinde yeterince alyuvar üretilememesi, alyuvarların zamansız çözülmesi, folik asit ve B12-Vitaminin yetersizliğini sayabiliriz.

Demir kemik iliklerinde ve dalakta alyuvarların yapımında kulanılır. Demir genelikle et, balık, ısırganotu ve maydanozda bulunur. Besinlerdeki demirin alınabilmesi için C-Vitamini ve çinkonun yeterince vücutta olması gerekir. C-Vitamini ve çinko yetersizliği demir eksikliğine, buda kansızlığa sebep olur. Vejeterianlarda (et yemeyen) B12-Vitamin yetersizliği görülür ve buda kansızlığa sebep olur. Bu nedenle vejiterianların süt, yumurta, balık ve mamülerini yemeleri gerekir. Bağırsaklar aşırı kahve ve siyah çayla tahrip olur, o zaman bağırsaklar demiri absorbe edemez.

Demir yetersizliği-anemi:
Kronik rahatsızlıklar nedeniyle kişi sürekli kan kaybederseki bunların başında burun-, mide-, rahim-, basur kanaması veya iç organlardaki yaraların kanamasını sayabiliriz. Bayanlarda uzun süren adet hali veya aşırı kanamada demir eksikliğine buda kansızlığa neden olur. C-Vitamini ve çinko yetersizliğide demir eksikliğine neden olur. Kahve ve siyah çayda bağırsak mukozasını tahrip eder ve böylece bağırsakların görevini yapmasını engeller. Bu nedenle kahve ve siyah çayın fazlası zararlıdır.

Folikasit yetersizliği-anemi:
Folikasit (B9-Vitamini) taze sebze ve meyvelerde yeterince bulunur. Hamile ve emzikli bayanlarda daha fazla folikasite ihtiyaç duyulur. Bu nedenle hamile ve emzikli bayanların folikasite ihtiyaçı olup olmadığının tesbiti gerekir. Böbrek rahatsızlıkları nedeniyle diyalize giren insanların kanı yıkandığından folikasit oranı düşebilir. Bu nedenle folikasit hapı almaları gerkebilir.

Perniciös-anemi (öldürücü anemi):
Midenin yeterince intrinsik faktörü salğılıyamaması nedeniyle bağırsaklar B12-Vitaminini absorbe edemez. Bu genelikle kronik gastrit veya mide ülseri olanlarda görülen durumdur. Mide mukozasının tahrip olması nedeniyle intrinsik faktörü salğılıyamaz. Bu nedenle öncelikle midenin tedavi edilmesi gerekir. Folikasit ve B12-Vitamin yetersizliğide alyuvarları anormal derecede büyümesine neden olur.

Hemolizik anemi (eritrositerime anemisi):
Alyuvarların zamanından önce yıpranması ve dalak tarafından ayıklanması nedeniyle kemik iliğinde tam oluşmamış alyuvarlar devreye girer. Tam olğunlaşmadan devreye giren alyuvarlar (eritrositler) yaşam sürelerini ve görevlerini tam olarak yapmadan tahrip olur ve tekrar dalak tarafından ayıklanırlar. Dalak işe yaramayan, tahrip olmuş ve yaşlanmış alyuvarları birleşimindeki demir ve globin alıdıktan sonra yokeder. Dalağın görevini yapmaması nedeniyle şişmesi, vücuttaki yabancı maddeler (sunni kalp kapakcığı gibi) veya vücudun kendi savunma güçlerinin alyuvarları tahrip etmesi nedeniyle kansızlık oluşur.

Başka faktörler:
Kansızlığa bu yukarıdaki faktörlerin haricinde kaza sonucu yaralanma, amaliyat, doğum, içkanama, gibi durumlarda kansızlığa sebep olur. Ayrıca zamanında müdahale olunmazsa sonuç ölümle dahi bittebilir. Kanamalarda tansiyon ve oksijen oranı düşerse beyin kanaması ve kalp krizi ve hatta ölüm olabilir. Sigara içme ve hergün et yemede damarları daraltır ve kansızlığa sebep olur.

Kansızlığın belirtileri:
Kansızlık solukluk, yorgunluk, dermansızlık, hafif başdönmesi ve konsentrasyon zafiyetine neden olur. Hastalık bazen bayılma nöbetleri, baş dönmesi, susuzluk, aşırı terleme nöbetleri, nabzın hafif ve hızlı atması vede nefes darlığına sebep olabilir. Kronik anemi birçok rahatsızlık belirtisi ile birlikte kendini beli eder. Kansızlığın ağırlığına görede rahatsızlık belirtileride farklılık gösterir. Kan kayıbı günlerce ve hatta haftalarca sürebilir ve buda yorgunluk ve dermansızlık hissi ile kendini beli eder. Kandaki alyuvarların 2/3?si dahi kayıp olanadek kişi farkına vamayabilir. Kaza sonucu kanın 1/3?ünün kayıbı hayati tehlike azeder ve mutlaka müdahalesi gerekir.

Teşhis:
Anemi laboratuarlarda yapılacak kan muayenesi ile teşhis konabilir. Alyuvarların ve hemoglobinin oranı tesbit edilir. Kandaki yeni alyuvarların (retikulozit) oranı tesbit edilir. Bundanda kemik iliğinde hangi tempo ile alyuvar üretildiğinin tesbit edilmesi gerekir. Kansızlığa sebep olan folikasit-, demir-, veya B12-Vitamin eksikliğinin yanında kanın oluşmasında rol oynayan etkenlerde araştırılır. Hastalığın nedeninin anlaşılmaması halinde, çok nadiren biyopsi yapılır. Kemik iliğinden özel bir metotla bir noktadan alınan ilik incelenir ve neden alyuvarların normal gelişmediği teşhis edilir.

Tedavi:
Aniden aşırı kan kayıbı veya ağır anemide kan nakli zaruri olabilir. Kanama çok az ise vücut gerekli kanı kendi üretir. B12-Vitamini-, demir-, ve folikasit yetersizliği sözkonusu ise bu eksiklikler hapla veya iğneyle giderilir. Fakat midedeki büyük tahribat nedeniyle intrinsik faktörünü salğıyamazsa o zaman öncelikle mutlaka midenin tedavisi gerekmektedir. Şayet bağırsaklar tahrip olmuşsa ve fonsiyonlarını yitirmişse o zamanda kansızlık olur.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek DiyetAkan kanın içinde ne kadar hücre olduğunu Haematokrit (Hk) ile anlarız. Hk değeri normal olarak 40-54 olması gerektiği söyleniyor. Amarikada yapılan araştırmalarda ise bunun 42?yi geçmemesi gerektiği yönündedir. Doktorunuz Hk değerinin 42?nin üzerinde olduğunu söylerse hemen mutlaka Kızılaya giderek kan vermek gerekir. Zira kanın yükselen Hk değeri kanın yoğunlaşaması ve kalınlaşması demektir.

Kılcal damarlar
Nasıl ki arabanın kirlenen ve koyulaşan yağı gibidir. Kırmızı kan hücresi alyuvarların çapı 8 mikrometredir. Oysa özelikle kalp, beyin, göz ve kulakların kılcal damarlarının çapı alyuvarların çapından daha küçüktür. O halde alyuvarlar bu kılcal damarlardan geçmesi gerekir, çünkü okijen, vitamin, mineral, enzimler, glukoz vb., maddeler taşır.

Hücreler
Beslenmeyen hücreler yavaş yavaş ölecek. O zaman kişi ben çok unutkanım, artık iyi görmüyorum, artık iyi duymuyorum ve kalbim sıkışıyor diye şikayetlerde bulunurlar ve bunu yaşlanmanın bir belirtisi sayarlar. Kanın koyulaşması, damarların sertleşmesi, alyuvarların esnekliğini kaybetmesi vb., kısaca sağlıksız beslenme vede az hareket etme nedeniyle olur.

Alyuvarlar
Kişi kan verdiğinde kanındaki Hk değeri düşer, alyuvarlar elastikleşir, damarlar gevşer, yumşar, başağrıları vede kalp sıkışmaları geçer. O halde kalp, beyin, göz ve kulak için yani kısaca sağlığımız için kan verelim.

Karbon monoksid
Karbon monoksid (CO) alyuvarlardaki renk maddesi Haemoglobinle birleşme kuvvet katsayısı oksijene göre 1000 defa daha büyüktür. Yani CO haemoglobinle birleşirken oksijen dışlanır. Böylece kanda oksijen olduğu halde diğer kan hücreleri CO?den dolayı ona ulaşamazlar ve kann hücreleri arasında bir yariş başalar. Oksijen kapma yarışı buda ani bir hücum şeklinde olduğundan kılcal damarlar buna dayanamıyarak çatlarlar işte beyin kanaması böylece ortaya çıkar.

Peygamber Efendimiz
Peygamber Efendimiz heray sırtından kan aldırmıştır. Tabii buna ihtiyacı olduğundan değil Ümmetininde yani bizlerinde buna alışmamızı ve yapmamızı istediğindendir. Günümüzde bu daha modern usullerle kann verme şeklinde olmaktadır. Bende 5-6 defa kann verdim her seferinde kann vermeye gittiğimde Almanların Kızılayı olan ?? Blutspendedienst?? sürekli insanlar çağrılmış gibi gelip kan veriyorlardı.

Almanlar
Özel olarak mı çağrıldıklarını söyledim hayır dediler biz sürekli 3- ayda bir gelir kann veririz. Evet Almanlar sünnete uyarken bizim dindarlarımızın kızılaya gittiğini hiç zanetmem, çünkü onlar kendilerine müslümandırlar. Hepsi değilsede % 99,5?i, lafa varız, icratta yoğuz. Elhadülillah! Nereden mi biliyorum 22 sene dernek ve camilerde görev yaptım.

Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kandolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması vede mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır. Gökçek İksiri ile tedavi olmak mümkündür, tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Gökçek İksiri vücudu curuflar'dan arıtır, itihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü allerjiyi iyileştir.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

Konu igokcek tarafından (05-31-2008 Saat 12:25 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 02-28-2007, 11:50
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 161
admin isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

Alıntı:
çikoo´isimli üyeden Alıntı
ibrahim bey merhaba,

benim eşimin zaman zaman (herzaman yok) göz altları morarıyor ve cildi soluk bi hal alıyor. bu durum ikimizide çok rahatsız ediyor. Bize bu konularda yardımcı olabilirmisiniz? varsa piyasadan temin edebileceğimiz bir ürün nerden nasıl temin edebiliriz? Yardımcı olursanız veya en azından bizi yönlendirirseniz çok sevinirim. Hoşçakalın.
Göz altının morarması kandolaşımında problem olduğunu gösterir ve derideki solıklukta.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:16 .


Powered by vBulletin Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0