LİKEN ...........İstanbul Tıp
SORU: Liken Planus nedir,nasıl bir hastalıktır?
YANIT: Liken Planus;deri,deri ekleri ve mukozaların(başta ağız içi, yemek borusu,kadın cinsel organın parçaları olan vulva, vagen) ve erkek cinsel organının tutulduğu iyi huylu bir deri hastalığıdır.
SORU: Bu hastalığın oluşumundaki başlıca etkenler nelerdir, ne gibi hastalıklara eşlik edebilir?
YANIT: Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, psikojenik stres gelişmesinde başlıca rol oynar.Bunun dışında bazen hepatit B,hepatit C,primer biliyer siroz gibi karaciğer hastalıklarına ve diyabet (şeker hastalığı?e eşlik edebilir.
SORU: Kimlerde ve hangi yaşlarda daha sık görülür?
YANIT: 30-60 yaş arasında daha sık olmak üzere her yaşta görülebilir. Kadınlarda biraz daha sıktır.
SORU: Hastalıkta ortaya çıkan döküntülerin tipik görünütüsü nasıldır?
YANIT: Döküntüler genellikle 1mm ile 1cm arası değişen boyutlarda, hafif kabarık, sınırı düzensiz, mor renkli, parlak oluşumlardır. Üzerlerinde gri veya beyaz çizgilenmeler bulunması oldukça tipiktir. Döküntüler ilk başta kırmızı olup sonra asıl rengi olan mora dönüşebilir. Ağız içinde yerleşen döküntüler ise beyaz, hafif kabarık, silmekle geçmeyen, küçük yada daha yaygın oluşumlar şeklindedir. Bazen de dil üzerinde harabiyete sebep olabilir. Kadın ve erkek cinsel organlarındaki döküntüler ağız içinde çıkanlara benzerlik gösterebilir.
SORU: Liken Planus?lu hastada ne gibi şikayetler olabilir?
YANIT: Özellikle başlangıç döneminde şiddetli kaşıntı olabilir. Bunun dışında ateş, halsizlik, bulantı, kusma, ishal gibi diğer pekçok hastalıkta görülebilecek şikayetler görülmez.
SORU: Hatalığa ait döküntülerin ne gibi özellikleri vardır?
YANIT: Deri döküntüleri kaşımaya bağlı etkilerle ortaya çıkabilir ve çizgisel görünüm buna işarettir. Döküntülerin en sevdiği vücut bölgeleri; el ve ayak bilekleriyle ön kol iç yüzüdür. Küçük döküntüler birleşerek geniş oluşumlar meydana getirebilirler. Kabarık ve geniş döküntüler özellikle bacak ön yüz ve uylukta yerleşirler.Başka bir tipinde ise döküntüler normal renginden farklı olarak kahverengi ve siyahımsı renklerde olabilirler.
SORU: Hastalığın tanısı nasıl konur?
YANIT: Tanı doktorun klinik gözlemiyle konur,gerektiğinde biyopsiyle yani lezyondan parça alınarak tanı kesinleştirilir. Bazen lezyon kenarından alınan parçanın özel bir mikroskopta incelenmesi yani Direkt İmmünfloresan (DİF) tetkiki de tanıda yardımcıdır.
SORU: Hastalığın seyri nasıldır?
YANIT: Liken Planus çoğunlukla 1-1.5 yıl içinde iz bırakmadan iyileşir, ançak bazen atrofi dediğimiz tutulan derinin incelmesiyle de sonlanabilir. Bu hastalıkta %20 olguda bir veya birkaç kez nüks görülür. Ağız içi tutuluma ait erozif-ülseratif formda yani dilde hasarlanma yapan tipte kanserleşme riski vardır.
SORU: Liken Planusta tedaviyi etkileyen faktörler nelerdir?
YANIT: Liken Planusta tedavi seçimi lezyonların yerleşimi, tipi, yaygınlığı ve sübjektif semptomların varlığına göre değişir. Bunun dışında ağız içi, yemek borusu ve genital bölge yani cinsel organların olduğu bölge tutulumuna göre de tedavi etkilenir. Örneğin; az sayıda döküntüsü olan hastalarda deriye sürülen ilaçlar yeterli olabilirken yaygın hastalık ve şiddetli şikayetlerle başvuran hastalarda ağızdan ilaç tedavisine başvurmak gerekebilir.
SORU: Tedavide ne gibi ilaçlar kullanılır,kullanırken nelere dikkat edilmelidir?
YANIT: Hastalığın tedavisinde en çok kullanılan ilaçlar,kaşıntıyı önlemeye yönelik olarak sedatif(sakinleştirici) etkili antihistaminikler (Atarax, Avil vs..) ve topikal yani sürme şeklinde kullanılan güçlü kortizon içeren merhemlerdir (psovate, dermovate, elocon vs..). Kortizonlu merhemler doktor kontrolü dışında uzun vadeli kullanılmamalıdır. Aksi takdirde deride incelme, kıllanma, stria denilen ince, çizgilenmeler, telenjiektazi yani ince damarlanmalar oluşabilir. Ağızdan verilen kortizonlu ilaçlar en çok tercih edilen tedavi şekillerinden birisidir ve daha dirençli olgularda asitretin (a-vitamini türevi) ve siklosporin (bağışıklık sistemini baskılayarak hastalığın oluşma mekanizmasını kıran) gibi
İlaçlarda sistemik yoldan uygulanabilir.Asitretin yani Neotigason kullanımında düzenli olarak yapılan aylık kan tahlilleri ilacın karaciğere, kandaki lipid düzeylerine ve kan değerlerine etkisinin takibi açısından önemlidir.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet