Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık
Geri git   Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık > Alternatif Tıp > SORULAR: O-Z

Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 07-29-2006, 20:14
Acemi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Yaş: 27
Mesajlar: 1
dahlia80 is on a distinguished road
Standart sle hstasıyım

Ben 4 senedir hafif düzeyde sle hastasıyım. Günde 1 adet Quencyl kullanıyorum Artık hamilelik düşünüğyorum. ama düşük riskinden de korkuyorum. Siz ne önerirsiniz Bu hastalığın ilaçsız bir başka çaresi yok mu?

Konu igokcek tarafından (07-30-2006 Saat 01:38 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 07-30-2006, 01:38
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

SLE (Systemic Lupus Eritomatus)

hastalığın nedeni bilinmemektedir ve genelikle artirit (eklem iltihapalanması ) ile karıştırılmaktadır. Bağışıklık ssiteminin aşırı reaksiyon göstermesi nedeniyle ortaya çıktığı zannedilmektedir. Hastalığın belirtileri, yorğunluk, halsizlik, dermensızlık, kas ve eklem ağrıları, YÜZDE, özeliklede ağız çevresinde ve burun kanarında kızarıklıklar görülür. Lupus kalpde iltihapalanmaya sebep olabilir. Hastalık kortizonlu ilaçalarla tedavi edilmeye çalışılmakta, fakat netice alınamamaktadır. Gökçek Enfeksiyon çayı ve Gökçek İksiri etkili olabilir.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

Konu igokcek tarafından (05-31-2008 Saat 12:06 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 05-19-2007, 15:16
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 591
maturidi is on a distinguished road
Standart Sistemik Lupus Eritematozus (SLE),

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), sebebi bilinmeyen cilt, eklem, böbrek, kalp zarı, akciğer zarı gibi bir çok doku ve organ iltihabına bağlı çok sayıda bulgularla giden, değişik seyir gösteren ve çeşitli bağışıklık sistemi (immünolojik) anormalliklerle karakterize otoimmun, kronik sistemik bir hastalıktır.

İlk kez 1833?de Fransız dermatologu Biett tarafından hastalık kronik dermatolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmıştır. Lupus terimi, latincede ?wolf = kurt? anlamında olup lezyonun dokuyu tahrip edici özelliğini ifade etmektedir. Hastalığın sistemik olduğu 1872 yılında Kaposi tarafından fark edilmiştir. Hastalığın tanısında önemli bir bulgu olan ?Lupus hücre? fenomeni 1948 yılında Hargraves tarafından tanımlandı. Daha sonra, otoantikor olan antinükleer faktörün, indirekt immunofloresan yöntemle 1957?de Frio tarafından gösterilmesi, SLE?nin otoimmun hastalık özelliğine ışık tutmuştur.
ETİYOPATOGENEZ

SLE hastalarında immun sistem her yönüyle anormaldir. Bu nedenle SLE patogenezinde hangi defektlerin esas olduğu bilinmemektedir. SLE?nin başlamasında ve devam etmesinde genetik olarak yatkın bireylerde çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülmektedir. Siyah ırkta, uzak doğuda ve Amerikan yerlilerinde, bazı ailelerde SLE sıklığında artma olduğu gösterilmiştir. Eğer bir aile bireyinde SLE varsa, tek yumurta ikizlerinde SLE gelişme riski yaklaşık %30 ve diğer birinci derece akrabalar için %5 artmıştır. Kalıtsal yatkınlık yanında, hasta ailelerinde otoimmun aktiviteyi yansıtan otoantikor pozitifliği ve supressör T hücre fonksiyonunda azalma genetik faktörlerin önemini desteklemektedir.

Çevresel faktörlerin genetik yatkınlığı olan bireylerde immun düzenlenme bozukluğunu tetikleyerek rol oynadığı düşüncesi ağır basmaktadır. Bu faktörler içerisinde özellikle viruslar, UV ışığı ve ilaçlar sayılabilir.

Prokainamid, hydralazin, diphenilhydantoin ve isoniazid gibi bazı ilaçlar antinükleer antikor yapımına neden olur ve klinik olarak lupusa benzer tablo görülebilir. Bu durum ilaca bağlı lupus veya lupus benzeri sendrom (lupus like syndrome) olarak bilinir. İnfeksiyöz ajanların çoğu immun stimülasyon ve sitokin üretimine sebep olurlar ve genetik yatkınlığı olan bireylerde lupusun ortaya çıkmasına neden olabilirler. SLE?de viral partiküllerin hücreler içinde görülmesi, antiviral antikorların yüksek olması, viral RNA ile reaksiyon veren anti RNA antikorlarının varlığı virusların rolünü kuvvetlendiren çalışmalardır.

SLE?de, doğumsal olarak kompleman proteinlerinin eksiklikleri bulunabilir. Bunlar arasında C2 eksikliği diğerlerinden daha sık görülmektedir. Kompleman eksiklikleri infeksiyonlara hassasiyet oluşturarak hastalığın başlamasında kısmen rol alabilir. Ayrıca tanımlanmış olan otoantikor yığınıyla, B hücre (antikor yapan hücre) hiperaktivitesinin SLE patogenezinde esas olduğu sürpriz oluşturmayacaktır.

Otoantikor aracılığı ile hastalık gelişmesinde iyi bilinen mekanizma, antijen antikor komplekslerinin dokularda depolanmasıdır. Depolanmalar özellikle damarlarda ve böbrekteki glomerüllerde gösterilmiştir. Hücre içi proteinlere ve nükleik asitlere karşı gelişen otoantikorlar ölü hücrelerden açığa çıkan antijenlere bağlanarak dolaşan immun kompleksleri oluştururlar. Antijen hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır ancak antikorun tipi sıklıkla IgG?dir. Immun komplekslerin dokularda depolanması kompleman aktivasyonuna ve iltihabi cevaba neden olur. Komplemanın C3a ve C5a komponentleri aracılığıyla iltihabi hücreler aktive olur, inflamatuar mediatörler salar, pıhtılaşma hücrelerinin aktivasyonu küçük pıhtı oluşumuna yol açar, reaktif oksijen metabolitlerinin üretimi, hidrolitik enzimlerin ve sitokinlerin salınımı direkt doku hasarına sebep olur. İmmun komplekslerin daimi varlığı, doku hasarının kronik olmasına yol açar. Klinik olarak damar iltihabı, kalp zarı iltihabı, akciğer zarı iltihabı, deri lezyonları ve böbrek iltihabı ile sonuçlanır. iltihaptan etkilenen organlarda skar oluşumu, fonksiyon kaybı görülür.

SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür. SLE?li hastalar ve lupuslu fare modellerinde gösterilen östrojen (kadınlık hormonu) ve androjen (erkeklil hormonu) metabolizmasındaki anormallikler, özellikle östrojenin patogenezdeki önemli rolü artık günümüzde ortaya çıkarılmıştır.

GÖRÜLME SIKLIĞI

SLE nadir bir hastalık değildir. Son yıllarda hassas immunolojik testlerin gelişmesi, özellikle antinükleer antikor(ANA), anti-DNA antikorları ve kompleman tayinleriyle hastalığın hafif formlarının tanınması, insidans ve prevalansda (görülme sıklığında) artışa yol açmıştır. Hastalık prevalansının yüz binde 15-50 olduğu rapor edilmiştir. Farklı coğrafik bölgelerde daha düşük veya yüksek riskli toplumlar vardır. Hastalık siyah ırkta, beyaz ırka kıyasla 3-4 katı daha fazladır.

SLE her yaşta ortaya çıkabilirse de, en sık 13-40 yaşları arasında görülür. Hastaların %90?ı doğurganlık yaşındaki kadınlardır. Kadın/Erkek oranı 9/1dir. SLE, çocuklarda ve yaşlılarda da görülür. Kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla üç katı fazladır.

KLİNİK BULGULAR

SLE?nin tipik başlangıcı sadece birkaç hastada görülür. Daha sık olarak hastalarda önceleri yorgunluk ve eklem iltihabı gibi bir veya iki bulgu vardır. Sonra SLE?nin diğer özellikleri gelişebilir. Hastalardaki tutulan organlar değişiktir ve tutulan organ sistemine göre hastalığın şiddeti değişir. SLE alevlenme ve düzelme ya da inaktif hastalık dönemleriyle karakterizedir. Tanı konduğunda çoğu hastada yorgunluk, ateş ve kilo kaybı gibi temel bulgular vardır. Şimdi bütün bu bulguları birer birer inceleyelim.

SLE?li hastaların yaklaşık %90?ında ilk semptom artrit (eklem iltihabı) veya artralji (eklem ağrısı) dır. Çoğunlukla; simetrik, zaman zaman ortaya çıkan yumuşak doku şişliği ile birlikte artralji şeklindedir. Daha az sıklıkla poliartrit (birden fazla eklemin iltihabı) görülür. Tipik olarak el parmakları eklemleri, el bileği, dirsek ve ayak bilekleri tutulabilir. Çoğunlukla simetriktir. Sabah katılığı hastaların %50?sinde bulunur. Eklemdeki iltihabi bulgular geçici olabilir veya kronikleşebilir. SLE artritinde (romatoid artrit hastalığı için tipik olan) yıkıcı değişiklikler genellikle bulunmaz. Deformiteler muhtemelen kronik eklem tutulumuna bağlıdır.

Tenosinovit hastaların %10?unda görülür.

Kas ağrısı hastalığın başlangıcında hastaların 1/3?ünde bulunur,bir kısım hastada kas hassasiyeti vardır. Kas güçsüzlüğü ve kas dokusunda azalma da bulunabilir. Kortizon veya sıtma ilacı tedavisine bağlı kas hastalığı görülür.

Deri, saç ve müköz membran anormallikleri SLE?nin ikinci en sık görülen belirtileridir (Hastaların %85?inde). SLE?de birçok değişik tipte deri belirtileri görülebilir. Her iki yanak ve burun köprüsünü kaplayan, burun ve dudak arası oluklarda görülmeyen, kelebek şeklindeki kırmızımsı döküntü (malar rash) güneş ışığına maruz kalmaksızın da olabilir. Ancak güneş ışığıyla artabilir. SLE?li hastalarda ikinci sıklıkta görülen kırmızımsı döküntü vücudun herhangi bir yerinde olabilen deriden kabarık döküntüdür. Hastalığın sistemik alevlenmesinden önce sıklıkla deri lezyonlarının alevlenmesi söz konusudur. Yukarıda sözü edilen lezyonlara ilaveten ürtiker, bül (içi serum dolu kesecikler), livedo retikularis (harita tarzı görünüm), pannikülit (cilt altı yağ dokusu iltihabı), saç dökülmesi gibi diğer deri belirtileri de görülebilir. Sıklıkla ağrısız olan ağız içi mukoza ülserleri, yumuşak ve sert damakta olur. Raynaud Fenomeni (soğukta el veya ayakta ortaya çıkan beyazlaşma, morarma ardında kızarma) , gangrene neden olabilecek kadar şiddetli olabilir.

Hastaların %50-60?ında fotosensitivite (ışık duyarlılığı) bulunur.Güneş ışınları ile cilt lezyonlarında artış yanında sistemik bulgularda da artış görülebilir.

Yaklaşık %50 hastada klinik olarak belirgin böbrek tutulumu olur. Böbrek yetmezliği SLE hastalarında önemli bir ölüm nedenidir. Her ne kadar ışık mikroskobuyla %30-40 vakada böbrek normal görünürse de, immunfloresans ve elektron mikroskobiyle incelendiğinde, SLE vakalarının hemen hepsi bir miktar böbrek tutulumu gösterir.

Hastaların yaklaşık %20?sinde gö bulguları oluşur. Retinal (göz dibi) vaskülit sık değildir ancak körlüğe yol açabilir.

SLE?de akciğer, kalp veya karın zarı ortaya çıkabilir. Akciğer zarı tutulumu hastaların %30-60?ında bulunur. Hastanın nefes almakla,öksürmekle artan yan ağrısı ağrısı vardır. Buna rağmen radyografik bulgu bulunmayabilir. Akut akciğer dokusu tutulumu, akciğerden kanama olmaksızın akut pnömoni şeklinde görülebilir. Lupus pnömonisi tanısı, infeksiyon etkeni dikkatle araştırıldıktan ve bulunamadıktan sonra konmalıdır.

Kalp zarı iltihabı, akciğer zarı iltihabından daha az sıklıkla ortaya çıkar (%20-30). Otopsi çalışmalarında %60 bildirilmiştir. Klinik olarak kalp zarı iltihabı düşünülmediği halde EKG ile zar boşluğunda sıvı saptanabilir.

Karın zarı iltihabı klinikte sık rastlanmadığı halde otopsilerde %60 olarak bulunmuştur. Akut olarak seyreden bulantı, kusma, yaygın karın ağrısı olan hastalardan karın zarı iltihabı ihtimali düşünülebilir.

SLE?de kalbin tüm tabakaları da eşit derecelerde hastalığa katılır. Libman sacks endokarditi (kalbin iç tabakasının iltihabı) SLE?nin tipik kalp bulgusudur. Çoğunlukla sessiz olmasına rağmen otopsi çalışmalarında %30 oranında saptanmıştır. Lupusta kalp kapakçığı hastalığı da görülebilir. Damar bulgusu bulgu olarak da hastaların %10?unda daha çok bacaklarda damar içi pıhtılaşma gelişir.

Sinir sistemi belirtiler de bu hastalarda oldukça değişiktir. Hastalarda psikoz, depresyon gibi bulgular yanında sara nöbetleri, beyin kanaması, geçici felçler görülebilir. Psikiyatrik bulgulardan depresyon, psikoz kortizon kullanımına da bağlı olabilir. Bu durumda ilacı kesmek gerekir.

Hastaların %50? sinde mide barsak sistemi bulguları saptanır. İştahsızlık, bulantı, kusma en sık olanlarıdır. Bu bulgular karın zarı iltihabına, bağırsağın damarsal hastalığına veya ilaç tedavilerine bağlı olabilir. Mide barsak tutulumu, yemek borusuna ait bulgular, barsağı besleyen damarların iltihabı, iltihabi bağırsak hastalıkları, pankreas iltihabı veya KC hastalığı şeklinde kendini gösterir.

Hafif veya orta derecede dalak büyüklüğü hastaların %20?sinde saptanır. Klinik olarak hastalığın aktif olduğu dönemlerde, hastaların yarısında yaygın len bezi büyümeleri olur. Bu bulgu çocuklarda daha sıktır. Kan hücrelerine ait anormallikler de hastalığın aktivasyonuyla değişir. En sık bulgu kansızlıktır. Hastaların %10?unda önemli derecede kan hücre yıkımı görülür. Bunu dışında diğer kan hücrelerinde de anormallikler ve azalmalar görülebilir.

ANA (antinükleer antikor), SLE için spesifik değildir. Pozitifliği SLE düşündürür. SLE?de ANA %95-98 pozitiftir. ANA ailesinden olan anti ds-DNA? nın yüksek düzeyleri hastalık için spesifik kabul edilebilir. Hastaların %75?inde bulunur.

Kompleman düzeyleri (C3 ve C4) aktif hastalarda düşük bulunur.

Aktif böbrek hastalığında, idrarda proteinüri, granül yapıları ve hücreler, silendirler bulunur.

TANI

Eklem ağrıları ile birlikte multi sistem hastalığı olan kişilerde SLE?den şüphelenilmelidir.

TEDAVİ

Yeni tanı almış olan hastada genel tedirginlik hali gözlenir. Hastanın psikolojik desteğe ihtiyacı vardır. Tedavinin yanında hastalar uyku, dinlenme, güneş ışığından korunma, beslenme ve egzersiz gibi konularda ilgilendirilmelidir. Cerrahi müdahale, enfeksiyon, doğum, düşük yapma, psikolojik baskılar hastalığı alevlendirir. SLE iyileşme ve alevlenme dönemleriyle seyreden bir hastalıktır. Alevlenme dönemlerinde kortizon dışı antiromatizmal ilaçlar, sıtma ilaçları, kortizon ve immunsupresif (bağışıklı sistemini baskılayıcı) ilaçlar kullanılabilir.

HASTALIĞIN GİDİŞİ

Son yıllarda gelişen teknoloji ile hastalığın erken tanınması, tedavinin daha hızlı olması hastalığın gidişini iyi yönde etkilemiştir. Beş yıllık yaşam %97, 10 yıllık yaşam %93, 15 yıllık yaşam %83 bildirilmiştir. Hastaların %2-10?unda tam iyileşme olabilir.

Sağlıklı günler dileğiyle...
Uzm.Dr.Cengiz Kırmaz

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

Konu igokcek tarafından (06-09-2008 Saat 11:16 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 05-19-2007, 15:17
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
Von: özgür terekci
An: gokcekaktar@hotmail.com
Gesendet: Donnerstag, 17. Mai 2007 18:10
Betreff: slm

ben 29 yaşındayımm bayanım bana sle hastalığı tehşisi kondu kalp kenarına su birikiyor veya iltihap oluyor sizin hangi ilaçlarınızı kullanmamız gerekiyor. bize bu koduda yardımcı olurmusunuz size nasıl ulaşabilriz ve nasıl temin edebiliriz 3 çocuk annesiyim
Mrb
Gökçek İksir artı Gökçek Kalp çayı iyi gelir
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 06-02-2007, 17:27
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

? Sistemik Lupus Eritematoz Arzu Hanım'dan

Lupusun kelime anlamı nedir ?
?Lupus? kelimesi, latincede ?kurt? anlamına gelir. Bu hastalık; çeşitli bulguların yanında, yanaklarda ve burun derisinde kızarıklık (eritem) yapan bir hastalıktır. Eski zamanlarda; derinin bu görüntüsü, kurtların deriyi kemirip zarar vermesine benzetildiği için lupus adı ortaya atılmıştır. Derideki kızarıklığı vurgulamak için, ?eritem? sözcüğü de eklenmiş ve ?lupus eritematozus? ifadesi ortaya çıkmıştır. Daha sonraları, bu hastalığın, iç organları da tutabildiği, yani sistemik olabileceği anlaşılınca, "Sistemik Lupus Eritematozus (SLE)? ifadesi yerleşmiştir. SLE, uzun bir isim olduğu için, bazen kısaca ?lupus? olarak ta adlandırılmaktadır.

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) nasıl bir hastalıktır ?
Normal görevi vücudu çeşitli enfeksiyonlardan ve dış dünyadaki zararlı etkenlerden korumakla görevli olan bağışıklık sisteminin bozulması sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Normalden sapan bağışıklık sistemi, kendi organlarına zarar verecek çeşitli proteinler (otoantikorlar) üretmeye başlar. Sonuçta, vücudumuzdaki çeşitli doku ve organlar zarar görür. Bağışıklık sisteminin yanlış çalışarak kendi organlarımıza zarar verdiği hastalıklara ?otoimmun? hastalıklar denildiği için, SLE da otoimmun bir hastalıktır.

Hastalığın nedeni nedir ?
Bu konuda çok yoğun araştırmalar sürmekle birlikte, hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir. Genelde kabul edilen görüş, bu hastalığa genetik olarak yatkınlık taşıyan bir bireyde, uygun çevresel faktörlerin eklenmesiyle lupusun ortaya çıktığı şeklindedir. Lupus gelişmesine yatkın bir kişide hastalığın ortaya çıkmasını sağlayan çevresel faktörlerin başlıcaları; çeşitli enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, fiziksel ve ruhsal travmalar, ultraviyole ışınları, kadınlık hormonları (doğum kontrol hapları), gebelik ve loğusalık dönemleri olarak özetlenebilir.

SLE kimlerde daha sık görülmektedir ?
Bu hastalık, en sık doğurganlık çağındaki genç kadınlarda görülür ve kadınlarda erkeklerden 9 kat daha fazladır. Ergenlik öncesinde veya menapoz sonrasında, kadınlarda lupus görülmesi çok nadirdir. Buna karşılık, bir çok lupus olgusu, ilk kez gebelikte veya loğusa döneminde ortaya çıkar. Gebeliğin bu hastalığı alevlendirme riski yüksektir.

Bu hastalığın yalnızca deriye sınırlı olan tipleri nelerdir?
Hastalığın yalnızca deriye sınırlı kaldığı başlıca iki farklı alt grubu vardır:

Kronik kutanöz (deri) lupusu (diskoid lupus eritematozus): Hastalığın bu formunda etrafı kızarık, ortası fildişi renginde deri lezyonları oluşur. Ne yazık ki bu lezyonlar deride kalıcı İz bırakır. En sık saçlı deride, yüz ve boyun bölgesinde görülür. Bu olguların yaklaşık %10-20?sinde, yıllar içersinde hastalık iç organlara da geçebilir; yani sistemik forma (SLE) dönüşebilir.
Subakut kutanöz lupus eritematozus: Bu tip deri tutuluşunda oldukça tipik deri lezyonları vardır. Bu lezyonlar kalıcı değildir; yani geçtikten sonra deride iz bırakmaz. Lupusun bu formu için belirleyici olan bazı genetik belirleyiciler ve özel otoantikorlar vardır. Bu olguların da bir kısmında, hastalık sistemik forma (SLE) dönüşebilir.

SLE klinik bulguları nelerdir?
Hastalık bazen aniden ve çok şiddetli bir şekilde başlayabilirse de, genellikle yavaş ve sinsi bir başlangıç gösterir. Çok farklı organ ve sistemler tutulabileceği için, klinik bulgular değişkenlik gösterebilir. Hastalığın alevli olduğu dönemde halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, kas-eklem ağrıları, ellerde sabah tutukluğu, yüzde yanaklar üzerinde kızarıklık ve saç dökülmesi olabilir. Bunun dışında, özellikle tedavi edilmeyen olgularda ve hastalığın ileri dönemlerinde, kansızlık, böbrek yetmezliği, solunum veya kalp yetmezliği, damar sertliği gibi bulgular da ortaya çıkabilir. Özetle, SLE bazı olgularda hayati organları tutmaksızın, deri ve eklem bulgularıyla, göreceli olarak daha hafif seyreder. Bazı olgularda ise, böbrek, kalp, akciğer, beyin ve kemik iliği gibi hayati organ tutuluşları ve damar iltihabı (vaskülit) gelişebilir.


SLE tanısı nasıl konulur?
Her şeyden önce, doktorun bu hastalığı aklına getirmesi gerekir. Eğer hastanın klinik bulguları uyumluysa ve laboratuvar testleri de destekliyorsa, lupus tanısını koymak kolaydır. Tanı koydurmada yararlı testler; ANA (Anti Nukleer Antikor) pozitifliği, DNA?ya karşı antikorların varlığı ve kompleman proteinlerinin düşüklüğüdür. Ancak, hastalığı iyi bilen bir hekim, çeşitli biyokimyasal tetkiklerden, kan sayımlarından ve idrar tahlilinden, bu hastalıkla ilgili çok sayıda ip ucu yakalayabilir.

SLE nasıl tedavi edilir?
Hastalığın kesin nedeni bilinmediği için, tedavide temel kural, bozuk ve kontrolsuz çalışan bağışıklık sisteminin dizginlenmesi ve düzenlenmesidir. Bu amaçla, en sık kullanılan ve olumlu etkisi en hızlı başlayan ilaçlar kortizonlu ilaçlardır. Bunun dışında, yapısında kinin içeren ilaçlar ve özellikle hastalığın daha ağır seyrettiği olgularda, organ nakli hastalarında veya kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da kullanılmaktadır. Lupus tedavisinde kullanılan tüm ilaçların ne yazık ki, az veya çok yan etki riski vardır. Ancak, sizi izleyen hekim, bu yan etkilerin en aza indirilmesi için gerekli önlemleri alacak ve sizi düzenli kontrollere çağıracaktır. Kontrollerde hem hastalığın tedaviye nasıl yanıt verdiğine, hem de ilaçlara bağlı bir yan etki olup olmadığına bakılacaktır. Yan etki olacak endişesiyle, doktorunuzun verdiği ilaçları içmemeniz, çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabilecektir.

Lupus ve gebelik
Lupus doğurganlık çağındaki genç kadınlarda sık görülen bir hastalık olduğu için ve gebelik seyrinde hastalık sıklıkla alevlendiği için, lupus ve gebelik ilişkisi, üzerinde ayrıca durulması gerekli bir konudur. Geçmişte, lupuslu hastaların gebe kalmaması gerektiği ve lupusta gebeliğin çok riskli olduğu görüşü egemendi. Günümüzde ise, lupus hastasının gebe kalmasına eskisi kadar katı yaklaşılmamaktadır. Gerçekten de, lupuslu hastanın gebe kalması ve sağlıklı çocuk sahibi olması olasıdır. Ancak, gebeliğin zamanlaması çok önemlidir. Hastalığın tamamen kontrol altında olduğu ve bebeğe dokunacak ilaçların kesilmiş olduğu bir dönemde gerçekleşecek planlı bir gebeliğin başarılı olması beklenir. Fakat yine de, lupus gebeliğinin normal gebelikten daha riskli olduğu ve lupuslu gebenin kadın doğum hekimi ve romatolog tarafından çok yakından izlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

İlaca bağlı lupus hastalığı nedir?
Bazı ilaçların kullanımına bağlı olarak, bazı hastalarda bir süre sonra SLE?a benzeyen deri ve eklem bulguları ortaya çıkabilir. Kalp veya akciğer zarında sıvı toplanabilir. ANA testi pozitifleşebilir. İlaca bağlı lupus, SLE?tan çok daha hafif seyirlidir ve tedavide genellikle, sorumlu ilacı kesmek yeterlidir. İlaca bağlı lupus tablosu ile SLE birbirinden tamamen farklı hastalıklardır. İlaca bağlı lupus tablosu yapabilen bir ilacın, kullanımı gerekli olduğunda, gerçek SLE olgusunda sorunsuz olarak kullanılabilmesi de, ilginç bir gözlemdir.


SLE hastasına öneriler

- Lupusun doğal seyri alevlenmeler ve yatışmalar şeklindedir. Hastalığın alevli dönemi tedaviyle veya kendinden yatışabilir. Yatışmış bir lupus da, araya giren bir olayla veya kendinden alevlenebilir. Aşağıda belirtilen faktörler lupusu alevlendirebileceği için, hasta tarafından çok iyi bilinmeli ve dikkatli olunmalıdır.
- Aşırı yorgunluk, fiziksel ve ruhsal travmalar, uykusuzluk ve stres lupusu alevlendirir.
- Güneşin ultraviyole ışınlarından sakınılmalıdır. Güneşlenmek veya güneş altında dolaşmak sakıncalıdır. Şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır.
- Kadınlık hormonları hastalığı alevlendirebileceği için, başta doğum kontrol hapları olmak üzere, hormon içeren ilaçlardan uzak durulmalıdır. Doktorun onayı olmadan gebelik düşünülmemelidir.
- Lupus her hastada aynı seyreden, tekdüze bir hastalık değildir. Oldukça hafif seyreden ve çok basit önlem ve tedavilerle normal bir yaşam süren lupuslu hastalar olduğu gibi, çok hızlı ve ağır seyreden ve tedaviye dirençli lupuslu olgular da vardır. Özetle, lupusun çok değişken seyir örnekleri olabilir. Bir hastanın akıbeti, diğer bir hasta için ölçüm kriteri olamaz.
- Lupuslu hastalarda tutulan organlar da değişkendir. Bir hastada tüm organların aynı anda tutulması, olağan bir şey değildir. Genelde bir veya birkaç organ ağırlıklı olarak tutulur. Organ tutuluşunun ağırlığı da, hastalar arasında oldukça değişken olabilir.
- Hastanın bilinçli olması, hastalığına sahip çıkması ve hastalığıyla ilgili yeterli bilgiye sahip olması, tedavinin başarı şansını arttırır. Yapılan bilimsel çalışmalarda, lupusun sosyo-kültürel ve ekonomik düzeyi yüksek hastalarda daha iyi seyrettiği gösterilmiştir. Bunun nedeni, bu grup hastanın, hastalığın gerektirdiği maddi ve manevi yükleri daha iyi karşılayabilmesi, tedaviye uyması ve hastalığı alevlendiren faktörlerden uzak durabilmesidir.
- Hastalık düzenli kontroller gerektirir. Lupuslu hastaya verilen reçete, bir sonraki kontrole kadar geçerlidir. Her kontrol sırasında; hastalık aktivitesi tekrar değerlendirilir ve ilaçlara bağlı yan etki olup olmadığı araştırılır. Sonuçta; hastanın aynı tedaviye devam edip etmeyeceğine ve tedavide yeni düzenlemeler yapılıp yapılmayacağına karar verilir. Temel kural; hastalık iyileştikçe ilaçları yavaşça azaltmak, hastalık alevleniyorsa, tedavinin şiddetini artırmaktır.
- Hasta kendini çok iyi hissetse bile, doktoru uygun gördüğü sürece alınan önlemlere ve tedavisine devam etmelidir. Hasta, kendisini çok iyi hissetse bile, kendi başına tedaviyi kesmemelidir. Lupuslu hastanın, hiç ilaç almayacağı ve hastalığın tamamen yatıştığı dönemler de olacaktır. Ancak buna, kontrol sırasında doktor karar vermelidir. Çünkü yanlış ve acele bir kararla tedavinin kesilmesi, lupusu alevlendirebilir.
- Lupus tamamen yatışmış ve doktorun onayıyla tüm ilaçlar kesilmiş bile olsa, belli aralarla doktor kontrolleri mutlaka yapılmalıdır. Tedavinin başarısında hekim-hasta işbirliği ve hastanın bilinçli olması çok önemlidir.
Varfarin (Coumadin)

Kategori: İlaç ? Kardiyovasküler- Antikoagülan

Tanım:
Varfarin, kanın pıhtı oluşturma işlevini azaltma yolu ile etki eden bir İlaç olup, yeni pıhtı gelişmiş olan ya da daha önce pıhtı gelişmiş olan hastalarda pıhtı gelişme riskini azaltmak amacıyla kullanılır.

Faydaları:
Varfarin, kateter taşıyan hastalar, yapay kalp kapağı takılı hastalar, pıhtılaşmaya eğilimi olan hastalar, kalp ritm problemi olan hastalar ve diğer birçok hastalıkta kullanılan bir ilaçtır.

Alternatifleri:
Sizin için uygun olabilecek farklı tedavi yöntemlerini doktorunuza danışarak öğrenebilirsiniz.

Riskleri:
? İshal, gaz, karında şişkinlik hissi, bulantı, kusma.
? Varfarin kanı incelttiği için, morarma veya kanama (iç organ kanaması dahil) riskini artırır. Bu tür problemler yaşarsanız doktorunuzla irtibata geçiniz.
? Alerjik reaksiyonlar: Nefes darlığı, boğazda tıkanma hissi, dudaklarda, dilde, yüzde, şişlik veya kurdeşen gelişirse doktorunuzla irtibata geçiniz..
? Eğer bakteriyel endokardit, hipertansiyon, hemofili, veya diğer kan hastalıkları, mide ülseri, veya karaciğer hastalığı varsa, veya cerrahi işlem planlanıyorsa, doktorunuzu bu durum hakkında uyarmanız gereklidir.
? Kanama riskini artırdıklarından dolayı, Varfarin alırken aspirin, ibuprufen, veya diğer non-steroidal anti-inflamatuvar ilaç almayınız.
? İlaç etkileşimleri: Varfarin tedavisine başlamadan önce, ciddi hatta hayatı tehdit edebilecek ilaç etklileşimlerinin olmasını engellemek için doktorunuza halen kullanmakta olduğunuz tüm ilaçlar ve ilaç dışı tedaviler hakkında bilgi veriniz.
? Gebelik: Varfarin, Amerikan Ulusal Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından ilaçların gebelikte kullanımı ile ilgili hazırlanan risk değerlendirme rehberinde X kategorisinde bir ilaç olarak değerlendirilmiştir. Bunun anlamı, doğmamış bebekte doğumsal anomalilere yol açabileceğidir. Eğer gebe iseniz doktorunuz ile konuşmadan ilacı almaya başlamayınız.
? Emzirme: Varfarin emzirilen bebeğe zarar verebilir. Eğer anne sütü ile çocuğunuzu besliyorsanız ilacı almadan önce doktorunuzla görüşün.


Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

Konu igokcek tarafından (06-09-2008 Saat 11:16 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 08-28-2007, 18:09
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
From: ayse yaman
To: gokcekaktar@hotmail.com
Sent: 27 Ağustos 2007 Pazartesi 08:53

merhaba,

ben 29 yasında SLE hastasıyım.2001 senesinde bu teshis kondu. gunese karsı alerjim var. mart 2006 da TEN tanısıyla iki ay hastanede yattım. bir senedir iyiydim fakat uc gun once 24 agustos 2007 de tekrar rahatsızlandım.doktor herpes zoster adıyla zona tanısını koydu. su an sag kalcamda dayanılmaz bir acım var. sık sık da kansızlık yasıyorum. iksirinizle ilgili yazdıklarınızı okudum. bana faydası olacagını umuyorum.
Gökçek İksir artı enfeksiyon çayı ile zona problem olmaktan çıkar.
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 04-21-2008, 18:15
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
reyno35´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
merhaba ben sle ve reyno hastasıyım yaklaşık 2 haftadır gökcek iksir kullanıyorum ama bazen agriılarım oluyor cok hafif bir iyileşme gordüm, bazen belime şiddetli agrilar vuruyor bunun iksirle ilgisi varmı yüzümde kızarıklıklar vardı onlar yüzde doksan azaldı iksirin tam faydasını görmek icin ne kadar kullanmam gerekiyor birde reyno hastasıyım parmaklarımda morarma oluyor bunun icin ne önerirsiniz eklem ağriları normal mi sizce cvp yazarsaniz sevinirim kolay gelsin


Mrb hemen iyileşmenizi bende isterim, fakat yıllardır tedavisi mümkün olmayan hastalıklardan doktor doktor gezenler bana gelince beni ne zaman iyileştireceksin demleri biraz sıkıcı oluyor.Kaç yıldır yaşadığınız acıları tedavi eden oldumu yok.Peki 2 haftada yüzümdeki kızarıklıklar % 90 geçti diyorsun bu iyi bir gelişme değil mi?Bukadar sabırsız olmak sadece sıra bana gelince oluyor nedense?Parmaklarınızda ki morarma zamanla geçer ve düzelir.Ağrılarınızın olması normal dokulardaki curuf sökülürken ağrı yapar.
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 05-23-2008, 22:07
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
From: sevgiiz
To: ibrahim gökçek
Sent: 19 Mayıs 2008 Pazartesi 17:02
Subject: bilgi


merhaba ibrahim bey nasılsınız daha önce cok yazdım ama kusura bakmayın ama insanlara güvenim çok sarsıldı emin olamıyorum bir türlü.25 yasındayım ve sle hastasıyım 6 aydır tedavi görüyorum ama iyilesecegime dahada ilerledi sle ye bağlı reyno basladı ve ellerım morarıyor sürekli hatta bazı parmaklarım da yaralar olustu 1 ay sizin iksiri kullandım ama ilacları bırakmiştım iyilesemedim iksiri bıraktım smdi cok yoğun ilaç tedavisi görüyorum ama bu ilaclarda pek fayda verecek gibi degil cünkü böbreklerime sancı vuruyor sürekli ilaclar cok agir acaba ondan mı yoksa hastaliğim ilerliyorda böbreklerime zarar nı veriyo anlamadım günde 8 tane kortizon hapı almama gerekiyormuş ve bunun yanında bir sürü ilac daha....şimdi hem iksir hemde ilac içeyim diyorum ama ailem ve arkadaşlarım karsi cikiyor acaba agır gelir mi siz ne dersiniz ne olur bana kesin bilgi verin cünkü psikolojik olarak cökmüş durumdayım ne önerirsıniz iyilesirmiyim iyilesirsem ne kadar zaman alır simdiden tesekürler
Gökçek İksir ve enfeksiyon ve daamr çayı ile iyileşirisiniz,diğer ilaçlarıda birlikte kullanabilirisiniz
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 06-20-2008, 18:05
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
From: memovar
To: gokcekaktar@hotmail.com
S
ent: 18 Haziran 2008 Çarşamba 07:58
Subject: sle hastasıyım yardım....
merhaba
ben de sle hastasıyım ve teşhis koyulalı 2 ay oldu. şu anda alevli olduğu dönemdeyim ve ağır ilaçlar kullanıyorum. ve bu da normal hayatımı etkiliyor.size şunu soracaktım acaba ilaç miktarı azaltılınca eski güçlü halime dönebilecek miyim? benim beynimde tutulma oluyor. ve 2 defa nöbet geçirdim. bir daha nöbet geçirme ihitimalim var mı? gittiğimiz norolog olmaz diyor ama rahat değilim?lütfen bana yardımcı olun? sizin hayatınız nasıl gidiyor lütfen anlatın bana....
Gökçek İksir ve enfeksiyon çayı için hiçbir şeyiniz kalmaz

Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 07-01-2008, 12:38
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.328
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
From: Kemal SATAL
To: gokcekaktar@hotmail.com
Sent: 30 Haziran 2008 Pazartesi 00:07
Subject: gökçek iksiri


2002 yılı haziran ayında o zaman 14 yaşında olan kzıma SLE tanısı kondu ve tedavisi çeşitli aşamlar gösterek devam etmektedir. internette Gökçek İksiri hakkında bilgi edindim. detylı bilgi edinmek istiyorum.
Kemal SATAL
Gökçek İksir ve enfeksiyon çayı kullansın 6-7 hafta iyi gelişmeler olacağına inanıyorum alıp kullananlar memnun
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:48 .


Powered by vBulletin Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
Turk Siteler 100
Bu site vücut sitesini desteklemektedir Vücut
Mersin Üniv | Mersin Üniversitesi